Teknolojinin ilerisinde olabilmek…
Erdinç Cündübeyoğlu, Moskova'dan yazdı;
Teknolojinin ilerisinde olabilmek…
İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma/icat yeteneğidir (Atatürk)
Ortadoğu’nun kaynayan ortamı ve stratejik olarak bu bölgeye yakın olmamız nedeniyle her zaman hazırlıklı ve savunmada kuvvetli olmak, gerektiğinde ise saldırabilme, vatanını koruyabilme teknolojisine de sahip olmak zorundayız.
Yakın geçmişteki savaşlar sonucu biz, sınırları cetvelle çizilen devletlerden, monarşilerden farklı olarak sınırlarımız, vatan evladı olan Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi'nin kanlarıyla Kurtuluş Savaşı’nda çizildi...
Sınırımızı koruma adına ve Atatürk’ün çizdiği “Yurtta sulh, cihanda sulh”, ekseninde hem Türkiye'nin iç huzurunu (yurtta sulh) hem de uluslararası barışı (cihanda sulh) hedefleyen temel dış ve iç politika ilkesi olmalıdır stratejimiz…
Dünya savunma sanayinde, balistik füze sistemleri, stratejik bir güç unsuru olarak öne çıkıyor. Bu sistemler, hedeflerine yüksek hızda ve büyük bir menzille ulaşabilme kapasitesine sahip. Özellikle Rusya, Çin, ABD, Hindistan, Kuzey Kore ve Türkiye, balistik füze kapasiteleriyle dünya sıralamasında öne çıkıyor. Türkiye, ‘Tayfun’ gibi yerli projelerle kısa ve orta menzilli balistik füze sistemlerini geliştiriyor. Bu sistemler hem caydırıcılık hem de stratejik denge açısından kritik bir rol oynuyor.
Balistik füze teknolojisi, menzil, hız, taşıma kapasitesi gibi unsurlarla, uluslararası güvenlik dinamiklerini şekillendiriyor. Türkiye’nin de bu alanda attığı adımlar, bölgesel caydırıcılıkta önemli bir pay sahibi olmasını sağlıyor. Ancak bu teknolojilerin kullanımı, etik, stratejik ve güvenlik risklerini de beraberinde getirdiği için, uluslararası denge ve diplomasi açısından büyük bir dikkatle takip........
