menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Zirvesi ve Millî Birlik: Millî menfaatler ve millî birlik devlet aklı ile siyasetin üstündedir…

1 0
latest

E. Yarbay Halil Mert yazdı;

NATO ZİRVESİ VE MİLLÎ BİRLİK: MİLLÎ MENFAATLER VE MİLLÎ BİRLİK DEVLET AKLI İLE SİYASETİN ÜSTÜNDEDİR…

Türkiye’nin en kritik yol ayrımı:

NATO Zirvesi, Jeopolitik Gerçekler ve Millî Birlik...

NATO ZİRVESİ VE MİLLÎ BİRLİK: MİLLÎ MENFAATLER VE MİLLÎ BİRLİK DEVLET AKLI İLE SİYASETİN ÜSTÜNDEDİR... 

Türkiye, tarihinin önemli diplomatik eşiklerinden birini daha yaşamaktadır. Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, sadece liderlerin bir araya geldiği rutin bir toplantı değildir. Bu zirve; Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e, Orta Doğu'dan Kafkasya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde yapılmaktadır. Böyle dönemlerde devletler sadece askerî güçleriyle değil,  siyasi birlikleriyle ve milletlerinin ortak iradesiyle de değerlendirilir.

Ne yazık ki ülkemizde bu zirvenin stratejik önemini kavrayamayan bir anlayış hâkimdir. Bir kısım muhalefet, sanki Türkiye'de böylesine kritik bir uluslararası toplantı yapılmıyormuş gibi davranmaktadır. Daha da ilginci, samimiyetinden şüphe duymadığım bazı vatansever insanlar bile tartışmayı "NATO bize ne kazandırdı?" sorusuna indirgemektedir.

Asıl sorulması gereken soru şudur:

Türkiye NATO'nun dışında olsaydı bugün daha mı güçlü olurdu?

Devlet yönetimi duygularla değil, jeopolitik gerçeklerle yapılır.

NATO, Türkiye'ye her zaman adil davranmamıştır.

Terör örgütlerine verilen destekleri unutmadık.

Silah ambargolarını unutmadık.

Çifte standartları unutmadık.

15 Temmuz gecesi takınılan tavırları da unutmadık.

Ancak bütün bunlara rağmen Türkiye'nin NATO'da bulunması, bugün hâlâ millî menfaatlerimizin önemli bir parçasıdır.

Çünkü mücadele, kapının dışında bekleyerek değil, masanın içinde oturarak verilir.

Masada olmayan devlet, karar veremez.

Kendi tezini savunamaz.

Uluslararası siyasette boş bırakılan hiçbir alan boş kalmaz. Siz çekilirseniz, sizin yerinizi rakipleriniz doldurur.

Bugün Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve zaman zaman Almanya ile ciddi görüş ayrılıklarımız olabilir. Ancak bu ülkelerle mücadele etmenin en önemli platformlarından biri de NATO'nun bizzat kendisidir.

Unutulmamalıdır ki diplomasi, dostlarla yapılan sohbet değil; çıkarların çatıştığı masalarda yürütülen mücadeledir.

Türkiye artık eski Türkiye değildir.

Bugün kendi SİHA'larını üreten...

Kendi savaş gemilerini inşa eden...

Kendi füzelerini geliştiren...

HÜRJET'i gökyüzüyle buluşturan...

KAAN gibi beşinci nesil savaş uçağını geliştiren bir Türkiye vardır.

Elbette henüz aşmamız gereken teknolojik eksikliklerimiz bulunmaktadır. Özellikle motor teknolojileri gibi kritik alanlarda dış kaynaklara ihtiyaç duyduğumuz bir geçiş süreci yaşamaktayız. Ancak hedefimiz bellidir:

Tam bağımsız savunma sanayii...

Bu hedefe ulaşıncaya kadar da Türkiye, her platformu kendi lehine kullanmak zorundadır.

NATO da bunlardan biridir.

Zirvenin ilk gününde verilen mesajlar oldukça dikkat çekiciydi.

Türkiye, hiçbir ülkeye mecbur olmadığını açık biçimde ortaya koydu.

Savunma ihtiyaçlarını tek bir merkeze bağlı kalmadan karşılayabileceğini ifade etti.

Bu, bağımsız dış politikanın en net göstergelerinden biridir.

Benim dikkatimi çeken başka bir konu daha oldu.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yoğun diplomasi trafiği........

© Dikgazete.com