menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran – İngiltere + ABD + İsrail... Pakistan – Hindistan + Afganistan… Müslümanlar cehaletlerinde boğuluyor! Kimin umurunda?

18 0
01.03.2026

İRAN-İNGİLTERE ABD İSRAİL...

PAKİSTAN-HİNDİSTAN AFGANİSTAN…

MÜSLÜMANLAR CEHÂLETLERİNDE BOĞULUYOR. KİMİN UMURUNDA?

İslam Dünyası neden paramparça?

Sınırlar yabancı, kavgayı biz ediyoruz, tarih Affetmez!..

Dünya yapay zekâ konuşuyor, uzay projeleri planlıyor, teknoloji yarışında yeni eşikler aşıyor. Ama İslam coğrafyasına baktığımızda hâlâ sınır kavgaları, mezhep gerilimleri ve kardeş çatışmaları görüyoruz. Aynı inanca mensup halklar birbirine şüpheyle bakıyor; devletler birbirini tehdit olarak konumlandırıyor. Bu nasıl bir çelişkidir?

300 yıldır en büyük düşman cehàleti ve HAM YOBAZ KABA SOFTA’yı yenemedik vesselâm…

Bugün İslam Dünyası geniş bir coğrafyaya, genç bir nüfusa ve ciddi doğal kaynaklara sahip. Fakat bütün bu imkânlara rağmen siyasi olarak dağınık, ekonomik olarak kırılgan ve askerî olarak dış denklemlere bağımlı bir görüntü veriyor. Bu tabloyu yalnızca “dış güçler” açıklamasıyla izah etmek kolaydır; ancak eksiktir. Asıl soru şudur: Bu coğrafyada neden yerli, büyük ve kurucu bir irade ortaya çıkamıyor?

Paramparça bir coğrafya…

Afganistan ile Pakistan halkları, tarihsel ve kültürel olarak akraba halklardır. Araya çizilen sınır yerli değildir. 1947’de Birleşik Krallık İngiliz Gevuru sözde! çekilirken çizilen sınırlar, bugün hâlâ kanayan fay hatlarıdır. Hindistan ile Pakistan arasındaki Keşmir Meselesi, sadece iki devlet arasındaki bir toprak sorunu değil; sömürge mirasının canlı kalıntısıdır.

Amerika Yerlileri ne diyor; “Derede iki kurbağa kavga ediyorsa oradan Uzunbacak (İngiliz Gevuru) geçmiştir.” Olay budur.

Sınırı başkası çizmiş olabilir; fakat o sınır uğruna düşmanlığı sürdürmek bizim tercihimizdir. Bir Müslüman toplum, başka bir Müslüman toplumu tarihsel kırgınlıklar ve içi boş kinle süslenmiş, gerçek düşmanı görmeyen hamàset üzerinden karşı cepheye koyuyorsa burada yalnızca dış müdahale değil, bilinç ve irade kıtlığı vardır.

Afganistan yıllardır istikrarsızlıkla boğuşuyor. Pakistan iç güvenlik ve ekonomik sorunlarla mücadele ediyor. Hindistan-Pakistan gerilimi sürekli sıcak tutuluyor. Enerji iç çatışmalara harcanıyor; ortak kalkınma projelerine değil. Oysa 21. yüzyıl, enerjisini kendi içinde tüketen toplumları affetmiyor.

Türkiye – İran gerilimi akılcı mı?

Türkiye ile İran arasındaki tarihsel rekâbet bilinir. Ancak bugünün dünyasında bu rekabeti düşmanlık diline dönüştürmek akılcı değildir. İran toplumunun çoğunluğu Türk ve akraba halklardır. Toplumlar iç içe geçmişken mezhep temelli bir ayrışma üretmek bölgesel kırılganlığı artırmaktan başka bir işe yaramaz.

2026 yılında hâlâ Sünni-Şii Gerilimi üzerinden siyaset üretmek, İslam Dünyası’nı güçlendirmez; tam tersine zayıflatır. 16.........

© Dikgazete.com