Yalanın timsali Cübbeli
Kur'ân-ı Kerim’de buyurulduğu gibi (Yusuf 12/17), “iman”, kizb’in (yalan) zıddı olan sıdk (doğruluk) kökünden gelen “tasdik” demektir. Bu yüzden Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, “Yalan ile iman bir araya gelmez; Ancak iman etmeyen yalan uydurur.” buyurur. Yani imanlı yalancı, yalancı imanlı olamaz. İbni Hazm'a göre yalan, her türlü kötülüğün aslıdır ve küfür (Allah'ı inkâr) de onun bir türüdür. Yalan ile iman bir araya gelmez ama nasıl yalan ile yemin bir araya gelebilir?
Hayatında hiç yalan söylemediği için insanların doğru konuştuğundan emin oldukları doğru kişi, sözlerine inandırmak için yemine ihtiyaç duymaz. İnsanların tanımadıkları veya daha önce yalan söylediği için doğru konuştuğundan şüphelendikleri kişi, sözlerine inandırmak için yemine ihtiyaç duyar. Yemine itibar, eğri (yalancı) kişi, “Acaba bu kez doğru konuşuyor olabilir mi?” tereddüdünden kaynaklanır. Ancak Kur’ân-ı Kerim’de (Münâfikūn, 63/1) buyurulduğu gibi, bir kişi, kalben inanmadan doğruyu söylese bile yalancı sayılır. Demek ki sıdkın aslı, kalptir; kalp bir kere eğrilince dil bir daha doğrulmaz, genellikle eğri kişiden doğru söz çıkmaz; çıksa bile Hz. Ali’nin Hâricîlere dediği gibi, “batılın murad edildiği söz” olur.
Böylece kizb ile yemin, sıdk ile yeminsizlik özdeş hale gelirler. “Doğru söz yemin istemez.” atasözü, tersinden, “Yalan söz yemin ister.” olarak okunur. İmam Şâfiî gibi sadıkların, “Asla yalan söylemedim. Bir şeyi övmeye çalışırken abartmış olsam da, haklı veya haksız olsam da, hiçbir zaman Allah adına yemin etmedim.” dediği gibi. Zira kalp bir kere bozuldu mu, yalancı, hile ile kalben inanmadığı şeyi söyleyebilir, inanmadığı şeye yemin edebilir. Karamanoğlu Mehmed Bey, elini koynuna koyarak, “Bu ten canda durdukça sana mutî‘ olacağım.” diye bir daha Osmanlılara karşı çıkmayacağına dair Çelebi Mehmed’e söz vermişti. Bilahare niçin sözünde durmadığını soran Karaman Beylerine, “O vakit koynumda güvercin vardı, onun canı üzerine yemin etmiştim, sonra güvercini salıverdim, yemin bozuldu.” cevabını vermişti.
Allah’tan veya kullardan, bu konuda söylenen hikmetli sözlerin hepsi aynı hakikati ifade ederler.
Allah Teâlâ:
-Ve sözünüzde durma ve takva sahibi olma ve insanların arasını düzeltme adına Allah’ı yeminlerinize maruz bırakmayın (Bakara, 2/224).
Rasûlullah (s.a.v.):
-Ya Ali!
Allah’ın reddettiği kişinin üç alameti vardır:
1- Çok yalan söyler, yalan yere çok yemin eder.
2- Halka cefa verir.
3- Başkasının sırtından geçinir.
Türk Atasözü:
-Doğru söz yemin istemez.
Mevlânâ:
2863. Eğri (yalancı) kişilerin kalkanı yemindir.
2865. Doğru kişilerin yemine ihtiyacı yoktur. Zira onlar için ışıklı iki göz (kalb ve akıl) vardır.
İmam Şâfiî:
-Asla yalan söylemedim. Bir şeyi övmeye çalışırken abartmış olsam da, haklı veya haksız olsam da, hiçbir zaman Allah adına yemin etmedim.
Azerbaycan Atasözü:
-Çok yemin eden, çok yalan söyler.
İtalyan Atasözü:
-Yalancılar yemin etmeye herkesten çok eğilimlidirler.
Nâbî
-Çok yemîn ehli değil ehl-i yemîn
Kizbinin şâhididir fart-i........
© Dikgazete.com
