menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sana emanet...

8 0
02.07.2026

Bir insanın iyi bir pilakiyi neden sevdiğini anlatmasıyla, iyi bir şiiri neden sevdiğini anlatması arasında aslında çok fark yok.

İlk bakışta biri mutfakla, diğeri edebiyatla ilgilidir. Birinin içinde fasulye vardır, diğerinin içinde kelimeler. Fakat biraz dikkatle bakınca ikisinin de aynı yerden doğduğunu fark ederiz.

Hiç kimse bir pilakiyi yalnızca fasulye olduğu için sevmez. Tıpkı hiç kimsenin bir şiiri yalnızca kelimelerden oluştuğu için sevmediği gibi. Sevdiğimiz şey çoğu zaman malzemenin kendisi değildir. Malzemenin taşıdığı hayattır.

İyi bir pilakinin altın rengine bakarken çocukluğunun yaz akşamlarını gören insanlar vardır. Kerevizin neredeyse hissedilmeyen kokusunda eski mutfakları duyanlar vardır. Zeytinyağının yüzeyde bıraktığı parlaklıkta bir annenin ya da büyükannenin sofrasını hatırlayanlar vardır.

Şiirde de olan budur.

Bir dizeyi sevdiğimizi söyleriz. Oysa sevdiğimiz şey çoğu zaman o dizenin açtığı kapıdır. Bazı şiirler bizi hiç gitmediğimiz yerlere götürür, bazı yemekler ise hiç unutamadığımız yerlere.

Bu yüzden iyi yapılmış bir yemekle iyi yazılmış bir metin arasında düşündüğümüzden daha fazla akrabalık vardır. İkisi de dünyayı biraz daha dikkatli görmemizi sağlar. İkisi de bize yalnızca bir tat ya da bir anlam vermez; bir bakış kazandırır.

Çünkü aslında ikisi de aynı şeyi tarif etmeye........

© Dikgazete.com