Her şey yerine oturmadan önce
Her şey yerine oturmadan önce
Bazı insanlar hayatı koşarak çözer sanıyor. Oysa bazı hakikatler ancak yere yayılmış bin parçanın başında uzun süre sessiz oturunca görünüyor. Puzzle yaparken bunu düşündüm. İnsan önce kenarları ayırıyor. Çünkü dağınıklığın içinde kaybolmamak için ilkin sınırlarını bilmek gerekiyor. Hayat da böyle değil mi zaten? Kim olduğumuzu çoğu zaman merkezden değil, nerede bittiğimizi anlayarak öğreniyoruz. Bir çerçeve çiziyoruz kendimize. Kimse görmese bile içimizde ince bir cetvelle.
Sonra parçalar başlıyor birbirine benzemeye. Aynı maviler, aynı gölgeler, aynı boşluk hissi… Bir süre sonra insan umutsuzluğa kapılıyor. “Hepsi aynı” diyor. Ama değiller. Tıpkı insanların acıları gibi. Dışarıdan birbirine benzeyen ayrılıkların içinde bambaşka kırıklar saklı oluyor. Birinin sustuğu yerde ötekinin bağırtısı var. Birinin gidişi öfke, diğerinin kalışı bile terk ediliş.
Bazı parçalar vardır, eline aldığında dersin ki:........
