menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Performans haline gelen benlik

120 0
10.05.2026

Performans haline gelen benlikP

Birçok insan bir kafede otururken podcast açıyor, yürürken kişisel gelişim videosu dinliyor, gece uyumadan önce ‘uyku skoru’na bakıyor. Sabah kaçta kalktığını, ne kadar odaklandığını, üretken olduğunu takip ediyor. Hayat giderek deneyimlenen bir şey olmaktan çıkıp yönetilen bir projeye dönüşüyor.

Ama modern insanın asıl yorgunluğu yalnızca çok çalışması değil. Kendisiyle kurduğu ilişkinin değişmesi. Pek çok insan kendisini yaşayan bir varlık gibi değil, düzenlenmesi gereken bir sistem gibi görüyor. Yani mesele başarı baskısından öte insanın kendi benliğine performans mantığıyla yaklaşmaya başlaması.

Bir dönem özgürleştirici görünen kişisel gelişim kültürü zamanla insanın içine yerleşen bir performans rejimine dönüştü. Eskiden insanlar toplumun beklentileri altında eziliyordu, şimdi birçok kişi kendi potansiyellerinin altında eziliyor. Baskı dışarıdan çok içeriden geliyor. İnsan kendine patronluk yapıyor. Ve bu yeni patron, eskilerinden çok daha acımasız olabiliyor.

Üstelik mesele daha üretken olmakla sınırlı değil. Birçok insan gelişen, farkındalığı yüksek, duygularını yöneten, bedenine iyi bakan, ilişkilerini doğru yaşayan biri olmak istiyor. Yani modern insan artık kişiliğini de yönetmeye çalışıyor.

Yaşamak yerine kendini yönetmek

Bugünün insanı çoğu zaman hayatı yaşamıyor; kendisini yönetiyor. Bu ikisi aynı şey değil.

Bir arkadaş buluşmasında bile zihnin arka planında bir değerlendirme sistemi çalışıyor: “Yeterince sosyal miyim?”, “Doğru tepkiyi verdim mi?”, “Kendimin en iyi versiyonu gibi görünüyor muyum?”

Bu durum zamanla spontane tarafı da aşındırıyor. Kişi yaşadığı şeyi doğal biçimde deneyimlemek yerine, nasıl göründüğünü yöneten bir yapıya dönüşüyor. Birçok insan kendi hayatının hem oyuncusu hem denetmeni gibi.

Bir restoranda bunu açık biçimde görmek mümkün. Masadakiler bazen yemeğin tadından çok, masanın nasıl göründüğüyle ilgileniyor. Birçok kişi anın içinde olmaktan çok, nasıl göründüğünü yönetmeye çalışıyor. Çünkü görünmeyen deneyim, modern kültürde neredeyse yaşanmamış sayılıyor.

Tam da burada çağın narsisizmi devreye giriyor. Eskiden narsisizm daha çok büyüklenmeci ve gösterişli bir yapı üzerinden düşünülürdü. Oysa bugünün narsisizmi çoğu zaman kırılgan ilerliyor. Birçok insan görünmek, onaylanmak ve yeterli hissetmek zorunda hissediyor. Çünkü görünmediği anda değersizleşeceğinden korkuyor.

Christopher Lasch yıllar önce modern toplumun bir ‘narsisizm kültürü’ yarattığını yazmıştı. Ama bugünün narsisizmi yalnızca kendine hayran olmakla değil, durmadan güncellenmek zorunda hissetmekle ilgili. İnsan aynaya artık denetleme refleksiyle bakıyor. Daha genç, daha fit, daha başarılı, daha farkındalıklı olması gerektiğini düşünüyor. Yani narsisizm artık yalnızca kibir üretmiyor; kronik bir yetersizlik........

© Diken