menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan kendini neden başkalarıyla kıyaslar?

55 0
29.03.2026

İnsan kendini neden başkalarıyla kıyaslar?İ

Sabah uyanıp telefona bakıyorsun. Birinin terfisi, birinin tatili, birinin ilişkisi, birinin bedeni…

Henüz gün başlamadan içinden hızlı, neredeyse refleks gibi bir duygu geçiyor. Cümleye dökülmese de tanıdık: “Ben neden böyle değilim?”

İnsan bunu kendine bile tam haliyle söylemez. Çünkü kulağa küçültücü gelir. Hemen daha düzgün bir dile çevirir. “Kendimi geliştirmem lazım” der, “Geri kalmışım” der, “İlham aldım” der. Yani düşünceyle duygu düzeltilmeye çalışılır. Oysa ilk hali düzeltilmiş değildir. Daha çıplaktır, daha serttir ve tam da bu yüzden daha gerçektir.

Bazı duygular vardır; düşünülmez, yalnızca hissedilir. Ve en çok da adlandırılmadıklarında yön verirler. İnsan çoğu zaman ne hissettiğini değil, hissettiğini nasıl anlatacağını değiştirir.

Bu duygu çoğu zaman fark edilmeden kalır. Çünkü adı konmaz. Üzerinde durulmaz. Ama günün geri kalanını sessizce belirler. Sanki görünmeyen bir filtre gibi, bakılan her şeyi hafifçe eğip bükmeye başlar. Ve insan fark etmeden kendini ölçmeye başlar.

Tam da bu noktada, yani henüz açıkça düşünülmemiş ama hissedilerek yön veren bu alanın içinde, zihnin eski bir refleksi devreye girer. İnsan kendini anlamak için başkasına bakar. Ve çoğu zaman bunun farkında bile değildir.

Kıyaslama tam da burada başlar. Sessiz, içerden, neredeyse otomatik. Yalnız çoğu zaman yukarıya doğru değil, yana doğru kurulur. İnsan kendini erişilmez hayatlarla değil, ulaşılabilir gibi görünenlerle kıyaslar. Aynı yaşta olanlar, benzer yollardan geçenler, aynı kapıların önünden yürüyenler… Çünkü insanı asıl sarsan şey uzak ihtimaller değildir. Kendi ihtimaline benzeyen hayatlardır.

Bir arkadaşın terfisini gördüğünde, aslında yalnızca onun yükseldiğini görmezsin. Kendi hayatının başka bir versiyonunun mümkün olduğunu görürsün. O an, ekranın içinde değil, kendi hayatının içinde küçük bir kayma olur. Çünkü mesele yalnızca ‘Onda var, bende yok‘ değildir. Mesele, ‘Ben de olabilirdim‘dir.

İnsan başkasına bakarken aslında kendisinin başka bir ihtimalini izler. Bu yüzden kıyaslama yalnızca dışarıya bakmak değildir; içeride başka bir hayatla karşılaşmaktır. Ve bu karşılaşma çoğu zaman sessiz ama derin bir etki bırakır.

Yalnız bu mekanizma bugüne ait değildir. Öte yandan bu kadar yoğun hissedilmesinin nedeni de yalnızca bireysel hassasiyet değildir. Daha eski, daha köklü bir yerden gelir.

Eski zihin, yeni dünya

İnsan zihni başkalarıyla birlikte yaşayacak şekilde evrimleşti. Küçük gruplar içinde kim daha güçlü, kim daha değerli, kim daha görünür… Bunları okuyabilmek hayatta kalmanın bir parçasıydı. Statü yalnızca saygınlık değil; korunma, kabul edilme ve kaynaklara erişim demekti. Bu yüzden kıyaslama bir hata değil, bir uyum mekanizmasıdır.

Yalnız bugün değişen şey mekanizmanın kendisi değil, maruz kaldığı yoğunluk. Eskiden insan birkaç düzine kişiyle kıyaslanıyordu. Şimdi yüzlerce hayatın seçilmiş, düzenlenmiş ve çoğu zaman........

© Diken