Pesto şampiyonası
Yazmaktan asla sıkılmayacağım şehir Cenova ve pestosuna getireceğim yine lafı. Umarım “Yeter artık” demezsiniz!
21 Mart’ta Dünya Havanda Pesto Şampiyonası gerçekleşti. Gururlu jüri üyelerinden biri de bendim. Cenova usulü nazarımda İtalyan mutfağının özetidir. Yerinde ağırlaşan taş, iyi malzemeyle sadeliğin mükemmeliyetinin en yüksek ifadesidir… Pesto beceriden çok ritüeldir. Yarışması da kendisine yakışır bir ritüeldi. Anlatmadan edemedim!
Roberto Panizza yarışmanın ‘elebaşı’ydı. Ayrıca Cenova Belediyesi, Ticaret Odası, Ligurya Zeytinyağı Konsorsiyumu, IGP Ligurya fesleğeni üreticileri göze çarpıyordu. Yarışma Cenova’nın en önemli binası Dükalık Sarayı’nda yapıldı.
Belediyenin en büyük katkısı binayı yarışma için kullanıma ve halka açmasıydı. Dukalık salonun balo odasına masalar kuruldu. Önce jüri içeri alındı ve yarışma kriterleri konusunda bilgilendirildi.
Sadece Cenovalı değil İtalya’nın, dünyanın her yerinden gelen 100 katılımcı vardı. Bu sayıyı organizasyon belirliyor. Her sene çok daha fazla kişi başvuruyor ama doğru şekilde değerlendirilebilecek en yüksek sayının bu olduğuna karar vermişler.
Uzun bir bekleme listesi var. Birinin bir manisinin çıkıp gelmemesi ümidiyle, elinde havanı yedek listesinde bekleyenleri görebiliyorsunuz. Nitekim bu sene 94 yaşındaki bir yarışmacı son anda katılamayınca yerine 85 yaşındaki bir yarışmacı katıldı. Katılanların hepsi de 80-90 yaşında zannedilmesin. 20’lerindeki gençlerle, nineler, dedeler birlikte yarıştı.
Jüri salona girdikten sonra son hazırlıklar yapıldı. Tüm yarışmacılara aynı miktarda pesto malzemesi, bir havandan oluşan ‘istasyonlar‘ düzenlendi.
Herkes kendi tokmağını getirmek zorunda, isteyen kendi havanını da getirebiliyor ama organizasyon herkese aynı büyklkte orijinal memer Cenova pesto havanı tahsis ediyor.
Her şeyin mükemmel işlediğinde karar kılındığında yarışmacılar yerlerine geçti. Jüri üyelerinin adları okundu. Her 10 yarışmacı için dörder kişilik bir jüri grubu vardı. 100 yarışmacıya 40 kişilik jüri.
Pesto ciddi bir iş, gerekli dikkati hak ediyor!
Yarışmacılar yerlerine geçtikten sonra salonda bir anlık bir sessizlik ve ardından salona halkın kapıları açıldı, yavaş yavaş ilerleyen insan seliyle birlikte salonda bir homurdanma, hayat başladı.
Şehre böylesine mal olmuş bir şampiyonanın halkın katılımıyla yapılması kadar güzel bir ritüel olamaz. Cenovalının yavaş yavaş salonu doldurduğu, tanımadıkları yarışmacılara şans dilediği, sorular sorduğunu o buluşma anı eşsiz bir tecrübe.
Salon dolduktan sonra tekrar sessizlik, çok kısa süren konuşmalardan sonra sahne Cenovalı çocuklara kaldı.
Her sene başka bir okulun çocuk korusu Cenova lehçesinde Pesto marş söylüyor. Ön sırada gururlu ebeveynler, Cenovalı olmayanın asla anlayamacağı bir lehçede arada pesto dedikleri anlaşılan, Orta Çağ’dan kalma melodiler üzerine işlenmiş leziz bir marş bu.
Yarışmanın gongu marştan sonra vuruluyor. Yarışmacılar ellerindeki malzemeyle havanda pesto yapmak için 40 dakikaya sahip.
Jüri beş kriteri değerlendiriyor. El becerisi, görünüş, öğütülme, doku, lezzet. Boşuna dünya şampiyonası denmiyor. Bu sene Hawai, Uruguay, Japonya, çeşitli Avrupa ülkelerinden katılanlar vardı. Benim jürisinde olduğum 10 kişilik grupta iki Cenovalı ev kadını, Sturla mahallesinden iki erkek kafadar arkadaş, Novara’dan bir emekli, Cenovalı bir emekli, Japonya’dan bir dondurmacı, Uzakdoğu kökenli bir New Yorklu vardı.
Havanda pesto yapmak çok zor iş. En kötü versiyon dahi sırf pesto kıvamına gelebildiği için bir başarı örneği benim için. Puanları bol kepçe bir jüri üyesiydim. Ancak her 10 kişilik gruptan sadece bir kişinin kazanmasını öngörüyor organizasyon. Sonrasında grup kazananları ikinci turda final için yarışıyor. Bizim kazanımız Novaralı yani Piemonte bölgesinden bir emekliydi.
Gerçekten mükemmel bir pestoydu, diğerleri de iyi olmakla birlikte bu lezzet karşısında hiç şansları yoktu. Bu açıdan Japon ve New Yorklu yarışma için büyük şansızlık oldu. Gerçekten harika pestolar yapmışlardı. Japon yarışmacının pestosu öylesine dengeliydi ki pestonun mükemmeliyetinin dengeden gelmediğini öğretti bana. Tüm lezzetler öyle uyumluydu ki damağım bir şeyin öne çıkmasını aradı. Demek ki pesto, bir yerlerde bir şeylerin öne çıkması gerek bir sosmuş dedim. Sarımsak olur, peynir olur, fesleğen olur yine bir denge içinde ama koroda aykırı bir sese ihtiyacı var pestonun. Bu yaşımda Japon yarışmacı bunu öğretti bana. Bazen en iyi en mükemmel olmayanmış. Genelde kendi halimizde, özellikle yarışmalar sırasında münzevi tadımlar yaptığımız için halkın arasında bir ürünü değerlendirmek çok zorlayıcı oldu. Eğlenceli de.
40 dakikanın sonunda bir mola verildi. Tekrar buluşulduğunda grupların kazananlarını açıklandı ve yeniden 40 dakika nefes tutuldu. Bu sefer 40 kişilik jürinin 10 finalisti, misafirler, gazeteciler ve televizyon kameraları arasında değerlendirdiği sürecin son aşamasına geçildi. Finalistler arasında yedek listeden yarışmaya katılan 85 yaşındaki Carla Pensa da vardı ve şampiyonayı kazanan da Carla Pensa oldu.
Pensa, Ligurya’nın 50 nüfuslu Roccatagliata köyünden gelen emekli bir manavdı. Pestosunun tuzu biraz kaçmıştı, en mükemmel pesto değildi ama en iyisiydi. Çünkü evinde kullandığı havanı, yedek listede olduğunu bilerek gelmesini sağlayan yaşam enerjisi, nenesinden öğrendiği reçete, pestoya, kültürüne duyduğu tutku, saygıyla birlikte yarışmıştı. Ödül aldıktan sonraki göz yaşları herkesi duygulandırdı ve iki sene sonra yeniden aynı salonda olmayı istetti.
Kazanan dışında en yakından gelen katılımcı ve en uzaktan gelen yarışmacılar da ödül alıyor. Akşam da Cenova’nın önde gelen restoranları aynı salonda halka açık bir şölen veriyor. Uzun kuyruklar kaçınılmaz ama her şeyin çok lezzetli olduğu, şehre, ülkeye ait, dünyaya mal olmuş bir değeri şehirce kutlamak kuyrukları anlamlı kılıyor.
2028’de yapılacak yarışmada Türkiye’den de bir yarışmacı olsa, o pesto tadından yenmez…
