Behçet Aysan'ın kitaplarına girmemiş şiiri
Behçet Aysan'ın kitaplarına girmemiş şiiriB
Behçet Aysan’ın kitaplarına girmemiş bir şiirini Ağır Ol Bay Düzyazı’nın 3’üncü sayısında, arka kapakta yayınladık. ‘Tarih Yazmaları’ başlıklı şiiri ön kapakta da gördük ve ‘Demdi / sular yosunları / yosunlar suları emdi’ dizeleriyle. Mart-Nisan 2001 tarihinde yayınlanan yeni sayı edebiyat çevrelerinden heyecan yarattı. Behçet Aysan adına söz alıp onun kitaplarında olmayan bir şiirini yayınlamıştık ve sızılı bir boşluk vardı içimizde.
Olur bazen, yazdığı o şiirle iletişim kuramaz şair. Demlenmeye bırakır. Gidip gelir yoklar şiiri. Şiire çalışır. Eksiltir, yontar, budayarak devam eder. Sesine bakar. Matematiğine bakar. Diyalektiğine bakar. Sentezine bakar. Uykuda ve rüyada bakar. Uyanıkken bakar. Kederli ya da sevinçliyken bakar.
Birine okutur. Bazen bu biri en yakınındaki şair arkadaşı olur, onun söyleyeceklerini merak eder, önerilerini dikkate alır, şiiri eğip bükmeye devam eder. Bir boşluk vardır o şiirde, yerini yadırgayan bir sözcük, eskimiş bir imge, bir olmamışlık hissi…
Bütün bunlardan bağımsız olarak şiirin bittiğini düşünüp olgunlaştığına ikna olsa da kitabına almaz şair. O şiir o kitabın şiiri değildir. İzlek olarak başka bir dosyanın içinde zamanını bekliyor olabilir.
Cemal Süreya o meşhur ‘Sizin Hiç Babanız Öldü mü?’ şiirinin ilk kitabı Üvercinka’da yer almasını kabul etmek istemez bir türlü. Ama işte yayınlanmıştır artık ve kara kamu ne hüküm verecektir kimbilir.
Behçet Aysan şiirini neden dergiye göndermedi?
Olmaz bazen şiir bitmiş olsa da dergide yayınlanmasına heves etmez şair. Her zaman yazdığı, şiirlerini yayınlattığı kaç dergisi olabilir ki zaten şairin?
Rıfat Ilgaz, Yürüyüş dergisinde yazmaya başlamalsını “Yerimiz ve duruşumuz belli olsun” diye özetler. Bir duruştur çünkü dergi, sözünü şairle ve yazarla söyleyeceği gibi şair ve yazar da sözünü dergiyle söyler.
Her şiir her derginin olmadığı gibi, her dergi de her şairin değildir. Behçet Aysan adına konuşamayız elbette, ama belki de sıra gelmemiştir ‘Tarih Yazmaları‘na. Belki titizikle okuyor olmasına rağmen hiçbir zaman şiir yayımlatmayacağı dergiye yakışacağını düşünmüş ve bilerek göndermemiştir.
Belki de bizim bu söylediklerimiz bütünüyle zırvadan ibarettir ve hiç bilmediğimiz bir nedenle ‘Tarih Yazmaları‘ şiirinin yayınlanmasını istememiştir Behçet Aysan.
Rüzgâr Şiir Yaşam Seçkisi
Bir nedenle Behçet Aysan ya da Ahmet Erhan’dan bahsediyorsak yolumuzun Murat Koçak’a ve adıyla anılan dergi Rüzgâr’a düşmemesi düşünülemez. Aynı şiiri Rüzgâr Murat da yayınlamış dergisinde.
Ağır Ol Bay Düzyazı’da biz şiirin altına “Behçet Aysan’ın ilk kez yayınlanan şiiridir” dipnotunu düşmüşüz.
Rüzgâr da şiiri 3’üncü sayıda yayınlamış. 76’ncı sayfada başlayan şiir 77’nci sayfada bitmiş ve Murat şöyle bir dipnot koymuş: “Bu şiir ölümünden önce Behçet Aysan’ın yayımlanmasını istemediği şiir dosyasından alınmıştır.”
Biraz daha içinden çıkılmaz hale geldi mesele. Murat’a sordum gene o ışıltılı belleğinden bir şeyler ayıklayıp aktardı. Ahmet Erhan’ın gönül koyduğunu, Behçet Aysan’ın istememiş olmasına rağmen ‘Tarih Yazmaları‘ şiirinin yayınlanmasını doğru bulmadığını aktardı.
Bu durumda kara kamu ikiye ayrılıyor. Bir kısım Ahmet Erhan gibi düşünüyor ve şairin yayınlanmasını istemediği şiirin gün yüzüne çıkmasını doğru bulmuyor. Artık hayatta olmadığı ve söz alamayacağı için Behçet Aysan’ın bir şiirinin, ona rağmen yayınlanmaması gerektiğini düşünüyor.
Bir diğer kısım da o şairin, varislerine rağmen, kamuya ait olduğunu, yayınlanmamış şiirlerinin gün yüzüne çıkması gerektiğini düşünüyor. Editörler dergileri, gazeteleri tarayarak gerektiğinde kazı yapıyor ve şairin ‘kitaplarına girmemiş‘ şiirlerinden kitap yaparak yayımlıyor.
Bu fikrin kötü olduğunu iddia edemem. Hayata veda edince sözü tükenmiş olmuyor şairin. Varislerinin, araştırmacıların ya da editörlerin ortaya çıkardığı şiirler en azından şairin yazma biçimlerine, serüvenine bir kaynak oluşturabileceği gibi yeni bir okuma deneyimi ve yol haritası da sunuyor okura. Bir kazı ve okul olması bakımından önemsiyorum. Ama son sözü varislerinin söylemesi gerekitiğini de düşünüyorum.
Bu vesileyle Eren Aysan’la “El yazısı olarak çıktı” dediği Behçet Aysan şiiri üzerine konuştuğumuzu da buraya not düşmeliyim.
Ruşen Hakkı, Behçet Aysan ve İzmit
Ruşen Hakkı bizim İzmit’teki akrabamız, hatta aile büyüğümüzdür. Biraz İzmit’tir Ruşen Hakkı, yaşadığı kentle adı anılan nadir şairlerden biridir. Murat Koçak’ın da arada kaçıp Ruşen Hakkı’nın yanına gittiği, ondan şiir ve yazılar aldığı ve Rüzgâr’da yayınladığı doğrudur.
Ruşen Hakkı oradadır, İzmit’te ve şairlerin kimsesidir. Artık aramızda olmasa da bu gerçek değişmez. Her giden şairi İzmit’te karşılamanın ve ağırlamanın bir yolunu bulurdu Ruşen abi.
Rüzgâr’da aynı sayıda ‘11 Şubat 1985, Pazartesi’ güncesinde Behçet Aysan’dan bahsediyor Ruşen Hakkı; “Kaç aydır İzmit’te Behçet Aysan? Kocaeli Verem Savaş Dispanseri’ne atandığında tanışmıştık. Eşinin hastalığı nedeniye hafta sonları Ankara’ya taşındı durdu, sonra İstanbul’a gitti, her iki yerden de güzel anılarla döndü… Bir kezinde Özdemir İnce, ‘İzmit’te neler yapıyorsunuz?’ diye sorduğunda, ‘Hiçbir şey yapmam olası değil, çünkü Ruşen ağabey başımda Jandarma gibi’ demiş.”
Sonra Ruşen abi devam ediyor güncesine, birlikte o günün akşamında Mahir adlı meyhaneye gittiklerinden, Mareşal diye ünlenen Kandıralı hasta takip memurundan, Erten Okunçay’dan, mezelerden, rakının buğusundan, kitaplardan bahsediyor.
Azıcık külhandı,çokça şair.
Baştan sona Behçet Aysan’a adanan ‘Genzimde Yanık Kokusu‘ şiirinin sonunda böyle demiş Ruşen Hakkı. Şiirin girişi de aşağıdaki gibi:
Kocaman bir yalnızlıktıBehçet Aysan’ın şiirinde İzmitbir ince suydugünü geldiğindekörfeze dökülen
Çalışma odamdaki fotoğrafıyla her gün göz göze geldiğim Ruşen Hakkı’nın kitaplarından değil, Rüzgâr’ın 3’üncü sayısından aldım günceyi ve şiirin dizelerini.
‘Yok başka bir cehennem‘
Nisan 1984’te ilk baskısıyla merhaba diye Sesler ve Küller kitabına adını veren şiirinde “halkım sevgilim” diyor Behçet Aysan. “karabükte/ duman olur/ savrulur / gıslavette işçi” diyor.
adı acılarbilgisiadı acılarbilgisiacılarbilgisi.
dizeleriyle bitiyor şiir.
yok başka bir cehennemyaşıyorsun işte
diyor ‘Sesler ve Küller‘ şiirinin bir yerinde Behçet Aysan.
Tarih Yazmaları’na doğru
Bize kalan bir mirası aktarmanın dergilerinde dolaştıkça daha karşımıza neler çıkar kimbilir. Elbet her şairin saklı kalan, dergi sayfalarında doğrulmaya çalışan ya da el yazmalarında zamanını bekleyen şiirleri vardır.
Aşağıda Ağır Ol Bay Düzyazı’dan ve Rüzgâr’dan aktarılmış şiiriyle Behçet Aysan’a, ‘Tarih Yazmaları‘nı gün yüzüne çıkarana, yayınlayana, okuyana selam olsun…
Demdibir bedehşan lal.yanmış meşeye eğilmededoğru yalana, sevda acıyainci mercan firuzekile ve kireceve şerbet kanaaltın sırmalı sündüseğilmedeydi ketene.
Demdiyosunlar sularısular yosunları emdive insanlarforsa bir deniz anasınınmemelerindensomurmaktalardı kederi.
Demdive onlar beklerdiki bir gün ses uykudan uyanırdal eğilir ışık kıpraşırgün değeryaşamak sal kullanırve dahi hayat denize benzerkalayında el iziserinliğiavuçlayana bir büyük ırmaktır.
