Google için 'kalıcı kapalı' müdavimleri için 'daimi açık' meyhane
Bir meyhanede buluşmak için sözleşeli bir yılı geçti. Onun işleri, benimkiler… O gün ona uymadı, bugün bana… Bir de zaman mı hızlandı ne? Çok çabuk geçiyor. Daha dün gibiydi halbuki.
Meslektaşız. Onunki tam meyhane sayılmasa da İstanbul’un, hatta Türkiye’nin yüz akı mekânlarından biri. ‘Sayılmasa da‘dan kastım, daha ‘fine dine‘ kategorisinde. Ama rakının da en güzel eşlikçilerini servis ediyorlar.
Murat (Kazdal, 55), Yeniköy’deki Apartıman’ın sahiplerinden biri. Kardeşi Burçak, mutfağın başında, çok ödüllü bir şef. Hak ettiği üzere. Dile kolay, sekiz yıldır aynı istikrarla ayakta tutuyorlar mekânı. Marifet iltifata tabidir. İçi boş övgüden kaçınırım.
O günkü programım başkaydı. Birkaç gün öncesinden başka bir arkadaşımla başka bir mekân için sözleşmiştim. Öğlen aradı, “Bugün kandilmiş” diye. Kandillerde içmeyi tercih etmiyor. Ben kurmuşum kendimi, bir meyhane ziyareti yapmam lazım. Murat’a mesaj attım, “Neden olmasın?” dedi. Son dakika programı oldu, bari yol eziyeti çektirmeyeyim, ona yakın, Boğaz’da bir yer olsun.
Elimde buna uygun, Boğaz’a tepeden bakan, ‘kupon‘ arazilere sahip mahallelerin birindeki meyhane var. Küçükarmutlu’da. Resmi adıyla, Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’nde…
Aylar önce bir başka meyhane için gelmiş, o zaman almıştım Sohbet Restaurant&Ocakbaşı’nı listeme. Mahallenin demografik yapısından dolayı açık olacaklarına emin olsam da yine de Google’dan telefonunu bulup teyit etme ihtiyacı hissettim. ‘Kalıcı olarak kapalı‘ yazıyor. Pek inandırıcı gelmedi, daha önce yazdığım komşu meyhane Dergâh Restaurant’ın sahiplerinden Ali’yi (Yücel) aradım. “Açık. Salih arkadaşımdır, telefonunu göndereyim” dedi de öyle aştım Google’ın cehaletini.
Biliyorsunuz, ulaşım işleri benden sorulur. Yenikapı-Hacıosman metrosuyla Levent’e gidip yoğun trafiği aştım, oradan da en yakın İETT otobüs durağına ulaşıp 59N’ye bindim. Sohbet de zaten otobüslerin son durağı olan meydan manzaralı.
Manzara demişken, Küçükarmutlu malum, Boğaz’a nazır bir gecekondu mahallesi. Dergâh yazısında bahsetmiştim mahallenin geçmişinden. Ağır bedeller ödendi kurulurken. Bu mahallenin hazmedilememesinin argümanlarından biri de “Boğaz’da gecekondu mu olurmuş?”
Geçen fırsatım olmamıştı, şimdi erken gelip mahalleyi şöyle bir gezdim, olmuş. Kale duvarlı siteler yok. Bahçeli tek katlı evler, zaman içinde iyileştirilmiş. Çok katlı yapıya da pek rastlanmıyor. Gerçi ‘şirin mi şirin gecekondu evleri’ de sayılmazlar. Mimari kakofoni burada da egemen. Bu gecekondu işi sosyolojinin ana konularından biri. Nasıl olmasın? Sen köyden kente işgücü devşir, üstelik barınma ihtiyaçlarını karşılama, o işi de onların üstüne yık ama ‘Sadece şehrin çeperlerinde kalsınlar‘ de. Öyle mi?
Aaa, daha içmedim, ne çabuk ahkâma başladım?
Döndüm meydana, girdim Sohbet’ten içeri.
Altında kahvehane, büfe karışımı bir mekân var, bizimki binanın birinci katında. Müstakil girişi sağda. Merdivenlerden çıkar........
