27 Mart kutlu olsun mu?
27 Mart kutlu olsun mu?2
Yankı odalarının ışıklarını bir süreliğine kapatsak…
27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ydü.
Geçen hafta Dünya Tiyatro Haftası…
Herkes birbirini kutladı. İyi niyetlerin havada çarpışmasıyla ışıltılı yalazlar ortalığa saçıldı.
İyi de oldu. Birkaç saatliğine, bir gün için hepimiz iyi hissettik. Bütün meselemiz bu muydu?
Sahne karanlık olduğunda herkes, her şey eşittir. Işık yandığında ise herkes kendine bakar. Tiyatro, insanın kendine yakalandığı yerdir.
0 halde yankı odalarının ışığını kapatıp, sahnenin ışıklarını yakalım.
27 Mart yalnızca bir kutlama günü değil, insanlığın kendi hikayesine dönüp bakması gerektiğini anlatan bir duraktır. Şimdi romantizmi kenara çekme zamanı…
Unesco ve International Theatre Institute raporlarına göre 2023-2025 arasında eski seyirci oranlarının Avrupa yüzde 75’ini, Türkiye yüzde 65’ini ancak yakaladı. Bu ne demek. Basitçe; seyirci yüzde 35 azaldı.
Bir altın çağdan bahsedenler var. Starlar! Üç balkonlu dev salonlarda tiyatro yapmaya dünden hevesli…
Özel tiyatrolarda, yani üretimde bir artış var. Onu zaten bu satırlarda yazmıştık. Olacak diye… Ancak büyük çoğunluk, finansal sürdürülebilirlik krizi içinde…
Tiyatro sanatına gönül veren genç / yaşlı insanların çoğu, çoktan başka iş alanlarına girdiler.
Kimi ilaç sektöründe satış mümessili, kimi bir bankaya zar zor kapağı atmış durumda, birini ben bir spor malzemesi toptancısının yanına yerleştirdim, dün akşam tesadüfen bindiğim taksinin kullanıcısı yine tiyatrocuydu!
Pardon neyi kutluyorduk?
Yok böyle bilmiş bilmiş anlatınca olmuyor. Anlaşılmıyor. Tiyatro dünyasına adım atmak için, üniversitelerin oyunculuk bölümlerine giden gençleri, sizi oyuncu yapacağız vaadiyle kurslara yazılanları; kocaman bir hayal kırıklığı bekliyor.
Sonuçta dekor taşımaktan, ‘çay’ diye sahneden geçmeye kadar, türlü heveslerle yaşadıkları........
