Rachel Corrie, Bir Güzel Mağlup…
Rachel Corrie, 16 Mart 2003’de Gazze’de İsrail askerlerinin buldozeri altında ezilmişti.
Hatırasını yeniden yadetmek maksadıyla 20 yıl önceki yazımızı tekrar dikkatlerinize sunuyoruz.
Rachel, 23 yaşındaydı o zaman!…
Zaman baş döndürücü hızla akıp giden bir ırmak gibi. Önüne çıkan her şeyi tar u mar eden bir ırmak. Bu hızın, bu akışın içinden çıkıp düşünebilmeyi becerince insanlığın, haysiyetin, vicdanın yağmalanışından başka çok fazla bir şey gelmeyecek sanırım hatıra. Paramparça bir hatırlayış, paramparça bir sızı… Hayata, umuda, aşka, merhamete dair bütün renkler solgun. Dostluk da düşmanlık da bir sis perdesi içinde anlamsızlaşmış. Dilimizde kekre bir tat. Koskocaman bir yalan… Evet, yaşadığımız zamanlar yalanın mutlak egemenliğini ilan ettiği zamanlar. Dünya, teorilerin, teoremlerin, ekranların, neonların gösterdiği gibi steril, masum pir ü pak değil. Bizzat masumiyet ve temizlik söylemiyle kirletilen bir dünya. Siyasetin bütün kirlerinin kamuoyuna boca edildiği, her şeyin ucundan kıyısından günaha bulaştırıldığı… Kir akıyor her yerinden dünyanın, her yer kan… Kan her yerde…
Bugün durup geriye, akıp giden zamana bakınca etrafımızda yağmadan, yıkımdan, yok etmeden başka görebileceğimiz çok fazla şey yok. Gökyüzünde güvercinler kanat çırpmıyor. Bir serin rüzgârın sarhoşluğuyla mest olan bulutlar yok. Her yer demirden, plastik her yer… Yeryüzünü sulamıyor bereketli pınarlar. Kandan ırmaklar akıyor. Dicle de yaldızları dökülmüş bir aynadan yansıyor paramparça Ay. Paramparça muhayyilemize düşüyor paramparça yıldızlar. Tarihin en ağlamaklı dergâhına akıyor Nil. Fırat suyu Kerbela’ya… Binlerce yıldır Kerbela’da susuz Hüseyin. Kerbela Hüseyni kederle dolu. Dünya Hüseyin’e ağlayıp Yezitle iş tutan ikiyüzlülerle…
Geriye dönüp bakınca sanırım göreceğimiz, görebileceğimiz tek iyi, umudu diri tutan şey kahramanca ölenler. Mağlupların menkıbesi… Her şeyin siyasete, ranta, kişisel istikbale tahvil........
© dibace.net
