menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gökşen: “Daktilo Kız Tipi, Edebiyatımıza Erken Cumhuriyet Döneminde Girdi.”

6 30
01.02.2025

“Cumhuriyet Kadınlarının Mesleği Olarak Türk Hikâyesinde Daktilo Kızlar” adıyla bir kitabınız yayımlandı. İlk görüşte ilgi çeken ve günümüz edebiyat dünyasında pek de rastlanmayan böyle bir konuyu çalışma fikri nasıl doğdu sizde? Bu çalışmayı yapma ve yayımlama nedenleriniz hakkında neler söylersiniz?

Bu çalışmanın temelinin atılması yüksek lisans yıllarıma kadar dayanıyor. Yüksek lisanstayken Millî Kütüphane arşivinde süreli yayınlar üzerine incelemeler yapıyordum ve yine bu dönemde Suat Derviş üzerine hazırlanan bir sempozyum için yazarın gazete yazılarını derlemeye başladığımdan 1930’lara odaklanmıştım. Bu yılların gazetelerini incelerken ilginç bir konu gözüme çarpmıştı: Daktilo Kızlar!

1930’larda Suat Derviş ve Neriman Hikmet gibi ünlü gazeteciler daktilo kızlarla röportajlar yapmış, daktilo kızların sorunlarını ve beklentilerini okurlara aktarmış, yine bu dönemde yayımlanan romanlarda ve hikâyelerde daktilo kız tipi öne çıkarılmıştı. Dolayısıyla Erken Cumhuriyet döneminde kadınların iş hayatına kazandırılmasında yeni bir meslek dalı olarak tercih edilen daktilograflığın, basında ve edebiyatta derin izler bıraktığını gördüm. Bu sebeple daktilo kız konusunu ileride çalışmak üzere aklımın bir köşesine not etsem de tez hazırlama sürecinin ve ardından doktora çalışmalarının getirdiği sorumluluklar nedeniyle uzun bir süre bu konuya dönemedim.

Doçentlik başvurusuna hazırlandığım süreçte telif eser yazmak için araştırma yaparken aklıma yıllar önce unuttuğum “daktilo kız” konusu gelince Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılında daktilo kızlar hakkında bir kitap yayımlamanın ne kadar yerinde olacağını düşünerek yeniden bu konu üzerinde çalışmaya karar verdim.

Kitabınızı hazırlarken ünlü felsefeci, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, sosyolog Michel Foucault’nun iktidar analizini çalışmanızın merkezine koyduğunuz görülüyor. Foucault klasik iktidar anlayışından farklı düşünceler dile getiriyor. Ona göre iktidar sadece siyasi, baskılayıcı bir karaktere sahip değildir. Birçok farklı bileşenle iç içe. İktidar günlük ilişkilerde kendini açığa çıkarır. Toplumsal işleyişin, yaşamın içindedir. Dışarıda değildir. İktisadi işleyiş, bilginin kullanımı, cinsellik, cezalandırma, eğitim gibi bütün hayati unsurların içindedir. İktidar yalnızca baskılamaz; aynı zamanda şekillendirir, biçim verir. Buradan hareketle Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadınların hem sosyal hem ekonomik işleyişe katılmaları hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Gazetelerde ve dergilerde daktilo kızlara odaklanan metinleri esas alarak, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan süreçte kadınların ekonomik hayata katılımını irdeleyerek ve Foucault üzerinden iktidar merkezli bir inceleme modeliyle yaklaşarak daktilo kızların edebiyattaki görünümlerini ele almaya çalıştım. Michel Foucault’nun tanımladığı iktidar biçimleri, bireyin bedenini hedef almaktadır. Zira pastoral iktidarın sunduğu ruhani denetim, disipline edici iktidarın normatif düzenlemeleri ve biyo-iktidarın toplumsal biyolojiye yaptığı müdahaleler, doğrudan bireyin bedenini ilgilendirir. Bu iktidar biçimleri farklı tarihsel süreçlere, farklı coğrafyalara ve farklı kültürlere bağlı olarak ortaya çıkmış olmalarına rağmen; bedenin denetim, değerlendirme ve yönetim aşamalarında benzer eylemler içerirken bazı durumlarda ise birbiriyle karşı karşıya gelmektedir.

Foucault’nun sunmuş olduğu analitik yaklaşım; bilgi, iktidar ve kimlik üzerine radikal bir perspektif getirerek modern düşünce tarihinde derin izler bırakmıştır. Nitekim daktilograflık da iktidarın şekillendirdiği bir meslek dalına karşılık geldiği için ancak Foucault üzerinden yapılacak bir okumayla yorumlanabilirdi, bu yüzden de böyle bir okuma yapmaya çalıştım.

Osmanlı’da Tanzimat’tan sonra iktidarın siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel bağlamda Batı’ya yönelmesi çerçevesinde kadınlara ebelik, öğretmenlik ve hemşirelik meslekleri seçmesi teşvik edilmiş, kadının ev içi sorumluluklarıyla yani annelik ve eş rolüyle uyumlu meslekleri edinmesi adına eğitim almaları kolaylaştırılmış, bu bağlamda bilhassa Meşrutiyet yıllarında çeşitli okullar açılmıştır.

Batılılaşmanın çok daha hızlı ve radikal şekilde programlandığı Erken Cumhuriyet döneminde ise daktilograflık, Batılı kadın imgesini yansıtan özelliklere sahip olduğundan ve “sürat çağını” yansıtan, makineleşmeye uygun bir meslek dalına karşılık geldiğinden kadınların bu mesleğe yönelmesi için daktilo kursları açılmış, daktilo eğitimi için çeşitli yayınlar yapılmıştır. Dolayısıyla basın organlarının aracılığıyla daktilo kızların bu denli öne çıkarılması da iktidar mekanizmalarının kadının, modern ve yepyeni bir meslek üzerinden toplumsal hayattaki görünürlüğünün artırılması amacına hizmet etmiştir.

Zira bu dönemde daktilo kızlara odaklanan eserlerin tefrikalar şeklinde süreli yayınlarda yayımlanması, iktidarın düşüncelerine yakın konumda olan Vakit ve Akşam gibi gazetelerde daktilo kullanımına ilişkin yarışmaların düzenlenmesi kadınların bu mesleğe ilgisini çekme amacına hizmet etmiştir.

Bütün bunları göz önünde bulundurarak kitabınıza da ad olan “Daktilo Kızlar” nedir, ne anlama geliyor? Kimlerdir “Daktilo Kızlar”? Türk modernleşmesi ve “Daktilo Kızlar” arasında ne gibi bağlantılar söz konusu?

1900’lü yılların başında kullanılmaya başlanmasına rağmen 1923’ten sonra yaygınlaşan daktilo, Erken Cumhuriyet döneminde modern kadınının mesleği olarak öne çıkar. Latin harflerinin kabulünden sonra çok sayıda daktilo kursunun açılması, basın aracılığıyla bu kurslara gidilmesinin teşvik edilmesi, daktilo kullanımına yönelik kitapların basılması “daktilograflık” mesleğinin doğmasını sağlamıştır.

Dönem içerisinde “daktilo”, “daktilo hanım”, “daktilo kız” gibi isimlendirmeler arasından en çok “daktilo kız” benimsenmiştir. Daktilo kullanma becerisine sahip olan genç kızlar; devlet dairelerinde, büyük veya küçük şirketlerde iş bularak sosyo-ekonomik hayatta görünürlük kazanmaya yine bu dönemde başlamıştır. Bunun yanı sıra 1930’lardan itibaren daktilo kızlara odaklanan yabancı eserlerin çevrilerek gazete ve dergilerde yayımlanması, dönemin ünlü yazarlarının daktilograf olarak çalışan kadınlarla röportajlar yapması, daktilo kızların hayatını anlatan şiirlerin, romanların ve hikâyelerin kaleme alınması edebiyatta meslek sahibi kadın karakterlerin temsilinin çoğalmasına vesile olmuş ve modern kadının temsiline karşılık gelen “daktilo kız” tipinin kültür........

© dibace.net