TECRÜBE MALİYET DEĞİL SERVETTİR...
Hayatta bazı şeylerin bedeli parayla, bazı şeylerin bedeli zamanla, bazı şeylerin bedeli ise bizzat yaşayarak ödenir. Para yeniden kazanılır, kaybedilen malın yerine yenisi konulur, tüketilen sermaye tekrar oluşturulabilir. Fakat insanın yaşayarak öğrendiği bir hakikatin değeri bunların hiçbirisiyle ölçülemez. Tecrübe karşılığında ödenen her bedel, doğru okunabildiği takdirde kayıp değil; servettir. Tecrübe, sermayeyi de aşan bir kazançtır. Sermaye; yapılacak bir iş için elde bulunan imkândır. Para sermayedir, bina sermayedir, araç sermayedir, insan gücü sermayedir. Bunların tamamı kullanılır, azalır, tükenir veya başka bir değere dönüşür. Maliyet ise bir işin ortaya çıkması için harcananların toplamıdır. İş biter, maliyet hesaplanır; kâr veya zarar ortaya çıkar. Tecrübe böyle değildir. Tecrübe bir işin sonunda tükenmez, tam tersine iş bittikten sonra insanda kalan en kıymetli şeydir. Bir defa kazanılır, bin defa kullanılır. Bir yerde öğrenilir, başka yerde işe yarar. Ticarette edinilir aile hayatında insanı korur, siyasette öğrenilir idarede yol gösterir, dostlukta yaşanır ortaklıkta tedbir olur. Bazen bir insan üzerinden kazanılır, fakat yüzlerce insanı tanımakta ölçü hâline gelir. Bunun için tecrübe maliyet değil, asli servettir.
İnsan gençliğinde çoğu zaman serveti para zanneder. Yaş ilerledikçe paranın servetin yalnızca bir çeşidi olduğunu anlamaya başlar. Çünkü para vardır ama ne yapacağını bilmeyen insan vardır. İmkânı vardır ama zamanlamayı bilmez. Yetkisi vardır ama insan tanımaz. Sermayesi vardır ama piyasayı okuyamaz. Dostları vardır ama kime güveneceğini ayırt edemez. Bunların karşısında bazen fazla parası olmayan fakat hayatı tanıyan bir insan vardır. Bir bakıştan niyeti, bir cümleden maksadı, bir tekliften tehlikeyi sezebilir. Önüne konulan........
