SOFRAMIZDAKİ GÜVEN, GELECEĞİMİZİN TEMİNATIDIR
Her sabah kahvaltı soframıza koyduğumuz ekmek, çocuklarımızın içtiği süt, pazardan aldığımız sebze ve meyve, kasaptan aldığımız et...
Bunların her biri sadece bir gıda ürünü değildir; aynı zamanda sağlığımızın, geleceğimizin ve yaşam kalitemizin bir parçasıdır.
İşte bu yüzden gıda güvenliği, yalnızca üreticinin veya devletin değil, 86 milyon vatandaşın ortak meselesidir.
Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı'nın açıkladığı son veriler, devletin bu konuda ne kadar yoğun bir çalışma yürüttüğünü ortaya koyuyor.
Sadece Temmuz ayında Türkiye genelinde 107 bin 113 gıda denetimi gerçekleştirildi.
Mevzuata aykırı hareket ettiği belirlenen işletmelere 250 milyon lira idari para cezası uygulandı.
Bu rakamlar, denetim mekanizmasının ne kadar aktif çalıştığını gösterirken, diğer taraftan hâlâ insan sağlığını hiçe sayan işletmelerin bulunduğunu da gözler önüne seriyor.
Bir an için düşünelim.
Bir annenin marketten aldığı yoğurdu, bir babanın çocuğuna yedirdiği peyniri, yaşlı bir vatandaşın güvenerek satın aldığı eti.
Hiç kimse satın aldığı gıdanın hastalık taşımasını, bozuk olmasını veya hileli çıkmasını istemez.
Çünkü gıda, doğrudan insan hayatıyla ilgilidir.
Yapılan küçük bir ihmal bile onlarca, hatta yüzlerce insanın sağlığını etkileyebilir.
Bugün modern dünyada ülkelerin gelişmişliği sadece yollarıyla, köprüleriyle ya da sanayisiyle ölçülmüyor.
Vatandaşının sofrasına güvenilir gıda ulaştırabilen ülkeler gerçek anlamda güçlü devletler olarak kabul ediliyor.
Türkiye son yıllarda bu konuda önemli adımlar attı.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın il ve ilçe........
