DİN-DEVLET İLİŞKİLERİNDE “HAKKANİYET”E DAVET
21 Ekim 2024 tarihinde Samsun Denge gazetesinde “Anayasa Değişikliğine Bir Katkı: Laiklik Tanımı ve Uygulamasına Dair Bir Öneri” başlığı altında yedi köşe yazısıyla ardarda yayınlanan yazıma şöyle başlamıştım.
Dünden bugüne tarihin dikey ve yatay boyutlarında değişik coğrafyalarda farklı uygulamaları olan Laiklik, ülkemizde başlangıçtan günümüze kadar negatif ve olumsuz uygulamalar yüzünden tartışılmış ve toplumun belirli kesimlerince istenilmeyen bir kavram olmuştur.
Din devlet ilişkileri bağlamında dinin devlete, devletin dine müdahale etmemesini içeren Laiklik, Türkiye’de uygulama bakımından dinin devlete müdahalesini engellerken devletin dine ve dini inancı gereği yaşamak isteyen inananlara karşı müdahalesini engelleyememiştir.
Diğer bazı Batı ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de Laikliğin din devlet ilişkilerini düzenleme işlevi elzem görülmekle birlikte Laikliğin yabancı bir kelime olması ve yabancı bir ülkede mevcut din-devlet ilişkilerini düzenlemek için üretilmiş bir kavram olmasının yanında Türkiye’de yukarıda değindiğimiz olumsuz uygulamalardan dolayı toplumun bir kesimi tarafından benimsenmeyen bir duruma düşmüştür.
Bu nedenle Laiklik yerine ülkemizde din-devlet ilişkilerini düzenlemeyi içeren bize ait bir kavramın üretilmesi hem toplumun tümü tarafından benimsenmesini hem de içeriğinin kendi toplumumuza uygun şekilde doldurulmasını sağlayacaktır. Ne var ki böyle bir kavramsallaştırma çalışması önemli bir entelektüel çabayı ve mutabakatı gerektirmektedir, demiştik.
Adı geçen yazımızda dile getirdiğimiz beklentimize henüz olumlu bir çabayı ortaya koyacak entelektüel hareketi göremezken kendimizi de bu sorumluluktan ayrı tutmama adına yapmış olduğumuz çalışma Mayıs 2026 başlarında Çizgi yayınevi tarafından yayınlandı. Çalışma “DİN-DEVLET İLİŞKİLERİNDE YENİ PARADİGMA: HAKKANİYET” adını taşımaktadır.
Sözkonusu çalışmada ülkemizin ve tüm insanlığın din-devlet ilişkilerinde referansını hangi değerlerden (beşeri ya da Vahyi) alırsa alsın “HAKKANİYET”e dayalı bir sistemin Laikliğin görmüş olduğu işlevi fazlasıyla yerine getireceği gibi daha adil bir dünyanın kurulması ve sürdürülmesine katkı sunacağı tezini ileri sürmektedir.
Hak ve........
