menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın Bile Güven Vermediği Bir Çağda Yaşıyoruz

8 0
19.04.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Barışın Bile Güven Vermediği Bir Çağda Yaşıyoruz

Ateşkes haberi bir dönem insanlara nefes aldırırdı. Silahların susması, en azından birkaç günlüğüne hayatın yeniden kurulabileceği hissini verirdi. Bugün aynı kelime benzer bir duygu üretmiyor. İnsanlar artık ateşkes duyduğunda rahatlamıyor, saatine bakıyor. Ne kadar sürecek, ilk ihlal nereden gelecek, taraflar bu arayı yeniden silahlanmak için mi kullanacak, piyasalar sabah nasıl açılacak, bunları düşünüyor. Barış vaadi korunuyor ancak güven duygusu büyümüyor. Zira çağımızda ateşkes, çoğu yerde savaşın bittiğini anlatmıyor. Savaşın biçim değiştirdiğini anlatıyor.

Bu değişim bir anda ortaya çıkmadı tabii. Son yıllarda çatışmalar sınır hattında duran klasik savaşlardan epey uzaklaştı. Cephe ile diplomasi arasındaki mesafe oldukça kısaldı. Masada konuşulan her cümle sahada yeni bir manevra aracı haline geldi ya da getirildi. Vekil aktörler çoğaldı. Ekonomik baskı ile askerî baskı birbirine karıştı. Enerji yolları, limanlar, sigorta maliyetleri, hava sahaları ve tedarik zincirleri savaşın asli parçalarına dönüştü. Böyle bir atmosferde ateşkes, eskisi gibi huzur üretmedi. Yalnızca bir belirsizlik evresini açtı. Ve o belirsizlik de çoğu zaman savaştan sonra gelen sessizlik gibi durmadı. Savaşın ara sahnesi gibi durdu.

Bugünün ateşkeslerine göz attığımızda ortak bir özellik hemen göze çarpıyor. Metinler imzalanıyor, açıklamalar yapılıyor, arabulucular devreye giriyor, ardından herkes aynı anda ihtiyatlı davranıyor. Çünkü hiçbir aktör karşı tarafın niyetine tam anlamıyla inanmıyor. Devletler de inanmıyor. Piyasalar da inanmıyor. Çatışma bölgelerinde yaşayan siviller zaten hiç inanmıyor. Barış haberinin en trajik tarafı da aslında burada beliriyor. Artık kimse metnin varlığına bakıp sakinleşmiyor. Herkes metnin arkasında onu taşıyacak güç, irade ve yaptırım olup olmadığına bakıyor.

İran Hattında Görülen Kırılma

İran ile ABD arasında son günlerde yaşananlar bu yeni çağın ruhunu çok açık biçimde yansıtıyor. 7 Nisan’da Donald Trump, Pakistan arabuluculuğuyla İran’a karşı bombardımanı iki haftalığına askıya aldığını açıkladı. Ancak bu karar, klasik anlamda bir barış işareti gibi okunmadı. Zira Washington bu arayı, Hürmüz Boğazı’nın derhal açılması şartına bağladı.

İran tarafı ise geçici ateşkese sıcak bakmadığını, kalıcı barış için ABD saldırılarının tamamen durması, bir daha herhangi bir saldırının tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi ve savaş zararlarının telafi edilmesi gerektiğini duyurdu. Yani daha ilk anda ortaya çıkan manzara şuydu: Aynı kelime kullanıldı, ancak taraflar aynı şeyi kastetmedi. Biri zaman kazanmak istedi, diğeri şart üretmek istedi. Barış dili dolaşıma girdi, güven zemini ise maalesef hiç oluşmadı. 

Bu savaşın ekonomik yankısı da ateşkesin neden rahatlatıcı bir haber gibi algılanmadığını gösterdi. 7 Nisan sabahında Brent petrol fiyatı 111 doların........

© Daktilo1984