İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – II
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – II
Bir önceki yazıda, İran ile Körfez’in güney kıyıları arasındaki siyasi ilişkilerin tarihi olarak asimetrik olduğunu vurgulamış, bunu ise iki tarafın farklı siyasi hinterlandlara sahip olması ile açıklamıştık. İran kıyıları, daha geniş bir iç coğrafyaya açılıyordu ve bu coğrafyada güçlü imparatorluklar kurulabiliyordu. Bu imparatorluklar iktiza ettiğinde güçlerini Körfez sularının ötesine taşıyabiliyordu. Güney kıyılarında ise yerleşim ve siyasi otorite daha dar alanlarda toplanıyor ve kendi yakın çevresinin ötesine taşacak bir gücü hiç bir dönem biriktiremiyordu. Bu asimetrinin ilk tarihi tezahürünün ise Sasaniler döneminde ortaya çıktığını ileri sürmüştük. Ardeşir’le birlikte toparlanan İran merkezli güç; Bahreyn, doğu Arabistan ve Umman hattına uzanmış, böylece Körfez’in iki kıyısı tarihte ilk kez ortak bir siyasi yapı altına girmişti.
Bu yapı, Sasani gücündeki dalgalanmalara rağmen, İslam’ın yükseliş dönemine kadar varlığını korudu. Yedinci yüzyılın başlarında Arap Yarımadası’nın batısında, Mekke’de doğan İslam, yeni bir birleştirici güç olarak ortaya çıktı ve takip eden yirmi küsür yılda yarımadanın büyük bölümünü tek bir siyasi ve dini çerçeve içinde topladı. Bu gelişme ile Bahreyn-Umman hattı üzerindeki Sasani hakimiyetinin de sonu geldi.
İslam’ın birleştirdiği Araplar, Peygamber’in vefatından kısa bir süre sonra hakimiyet alanlarını yarımadanın dışına taşıdı. İran da fetihlerle hilafetin bir parçası oldu. Böylece Körfez’in iki yakası, Sasani çekilişinin ardından yeniden aynı emperyal yapının altında birleşti. Ancak bu yeni emperyal yapı da, İran ile Körfez’in güney kıyıları arasındaki eski asimetriyi bütünüyle ortadan kaldırmadı. Elbette roller değişmişti. Yeni emperyal yapının askeri ve siyasi elitlerini Araplar oluşturuyordu. İranlılar ise mevali statüsünde daha aşağı bir konuma yerleştirilmişti.
Ancak yeni emperyal düzenin ağırlık merkezi Körfezin güney kıyıları değildi. İlk merkez Hicaz’dı. Dördüncü halife........
