menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çin ve Amerika Birleşik Devletleri Thukydides Tuzağı’nı Aşabilir mi?

29 0
17.05.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Çin ve Amerika Birleşik Devletleri Thukydides Tuzağı’nı Aşabilir mi?

MÖ 500’lü yıllarda Ege denizinin iki yakası şehir-devletleriyle doluydu. Aynı tanrılara inanıyor, aynı hikayeleri dinliyor, aynı şenlikleri kutluyor, hatta birbirine yakın diller konuşuyorlardı. Ancak barış içinde yaşamıyorlardı. Savaş hayatın rutiniydi, şehirler arası ilişkilerin sabitesiydi.

Elbette hepsi eşit güçte değildi. Güç dağılımındaki eşitsizlik şehirleri ittifaklar aramaya, kurmaya ve kurdukları ittifaklar içinde hareket etmeye zorluyordu. Savaşı rutin kılan bu ittifak yapısıydı da. Düşmanımın düşmanı dostum, dostu düşmanım. Dostumun dostu dostum, düşmanı düşmanım.

Tarihçi Herodot’a göre Antik Yunan şehir devletleri arasında iki tanesi özellikle güçlüydü. Birincisi Sparta. Diğeri Atina. Birincisi kara gücü, ikincisi deniz.

Sonra Persler geldi savaşma tarzlarına anlam veremedikleri Antik Yunan dünyasına.

Ege’nin Anadolu kıyısındaki şehir devletlerinin Pers hakimiyetine girmesi uzun sürmedi. Yine de o küçük devletlerin o devasa imparatorluğa dönem dönem başkaldırıları bir fikir vermeliydi.

Persler’e göre sorunun kaynağı artık yalnızca bu kıyı şehirleri değildi. Öte kıyı da sorunun parçasıydı. Sorunun kökünden çözümü için Yunan ana kıtasındaki şehir devletleri de boyunduruk altına alınmalıydı.

Doğudan gelen bu yeni tehdit, o döneme kadar birbiriyle neredeyse spor olsun diye savaşan şehir devletlerini aynı koalisyonda buluşturdu. Sparta ve Atina bu koalisyona önderlik etti ve Persleri Yunan ana kıtasından dışarı çıkardı.

Ama bu görkemli zafer Yunan dünyasına huzur getirmedi. Sparta için işgalcilerin ana kıtadan kovulması yeterliydi. Atina ise savaşı doğuya, Ege’nin ötesine taşımak istiyordu. Bunu da yaptı. Zamanla bu mücadelenin üzerine, Ege boyunca yayılan bir deniz imparatorluğu inşa etti.

Ancak savaş Yunan ana kıtasından uzaklaşmadı. Şehir-devletleri eski savaşma alışkanlıklarına döndü. İttifaklar kurmaya, ittifaklar içinde savaşmaya.

Perslere karşı kazanılan zaferden yaklaşık 20 yıl sonra, MÖ 460’ta, bu kez Atina ile Sparta birbiriyle savaşa girişti. Bu savaş tam 15 yıl sürdü. Bu savaşı yaklaşık 14 yıl süren bir barış dönemi takip etti. Sonra iki şehir devleti yeni bir savaşa daha girişti. Bu savaş tam 27 yıl sürdü. Ve nihayetinde bu savaş iki tarafı da tüketti.

Büyük İskender’in babası, Makedonya Kralı Philippos, Pers imparatoru Xerxes’ten daha şanslıydı. Zira Philippos kendi kendini tüketmiş bir Yunan ana kıtasıyla karşılaştı. Xerxes ise zinde bir ana kıtayla.

Atina ve Sparta birbirini tüketme........

© Daktilo1984