İslam, Sömürgecilik ve Kurumlar: Eleştirilere Bir Cevap
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
İslam, Sömürgecilik ve Kurumlar: Eleştirilere Bir Cevap
Değerli siyaset bilimci Birol Başkan, geçen hafta Daktilo 2’de, Türkçesi yeni yayımlanan kitabım İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık: Küresel ve Tarihsel Bir Karşılaştırma (Ayrıntı Yayınları, çev. Mehmet Akif Koç) üzerine önemli bir eleştiri yayımladı. Kitabı genel hatlarıyla isabetli biçimde özetlemesi ve kullandığı iltifatkâr ifadeler için teşekkür ederim. Başkan’ın eleştirileri ise bu metni kaleme almama vesile oldu.
Dr. Başkan’ın eleştirilerini, kitap hakkında bugüne kadar 24 dilde yayımlanmış 200’ün üzerinde inceleme ve tenkitte dile getirilen ana itirazların bir özeti olarak görmek mümkün. Kimi eleştirmenler İslam’ın rolünü hafife aldığımı, kimileri sömürgeciliği yeterince vurgulamadığımı, diğerleri ise kurumların –özellikle de devletin– rolünü ihmal ettiğimi ileri sürdü; ancak onun yazısı bu üç eleştiriyi bir arada dile getirdi.
İlk eleştiri, Ernest Renan’dan günümüze uzanan ve İslam’ı ilerlemeye engel gören yaklaşımı reddetmeme yöneliktir. Burada asıl mesele, “İslam” derken neyin kastedildiğidir. İslam’ın bazı yorumlarının ve bunları kurumsallaştıran ulema-devlet ittifakının ilerlemeyle sorunlu bir ilişki kurduğu zaten kitabın ana argümanıdır.
Fransız düşünür Renan, 19. yüzyıldaki bir konuşmasında, Müslümanların felsefi altın çağının İslam’a rağmen gerçekleştiğini iddia etmişti. Sekizinci ile on birinci yüzyıllar arasında süren bu bilimsel gelişimde, toplumun hâkim kültürel unsuruna hiçbir pay vermemek, sebep-sonuç ilişkileri açısından sorunludur. Dahası Renan, bu dönemin aktörlerini İsmaili veya Farslı gibi kategorilerle tanımlarken onların Müslüman kimliğini görmezden gelir. Oysa İsmaililik zaten İslam içi bir yorumdur; etnik Fars kimliği ile Müslümanlığı bir arada taşıyan çok sayıda filozof da vardır.
Düşünürler arasında Farslı veya görüşleri heterodoks olanların çoğunlukta olması, İbn Rüşd ve İbn Haldun gibi Arap ve Maliki düşünürlerin varlığını ortadan kaldırmaz. Zaten entelektüel gelişim çoğu zaman görece marjinal gruplar içinde ortaya çıkar. İngiliz Aydınlanması’nın önemli ölçüde İskoç düşünürler tarafından şekillendirilmiş olması veya günümüz Amerika’sında entelektüel çevrelerde Yahudilerin yüksek temsil oranı, bu durumun başka örnekleri olarak görülebilir.
İkinci eleştiri, kitabın sömürgeciliğin........
