Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...
Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm. Çünkü Devlet Opera ve Balesi’nin genel müdürü olarak bu kuruma sonsuz katkıları olmuştu.
Başka meslektaşlarımı bilmem ama bunca yıllık gazeteci tepkisiyle benim ilk işim Tan Sağtürk’ü aramak oldu. Zaten gazetecilik okullarında ilk derste öğretilir, önce olayın muhatabından görüş almak gerekir.
İşte Tan Sağtürk’ün sorularıma verdiği yanıtlar:
“Daha göreve geldiğim gün, tüm çalışma arkadaşlarıma biz burada devrim yapacağız, buna inanmayan istifa etsin demiştim. Öyle coşkuyla işe sarıldık ki kimse ayrılmadı. Ancak o coşkunun sürdürülebilir olması gerekir. Yoksa düşeriz.”
“Uzun vadede sayısız sorunlarımız ve handikaplarımız vardı. Sağlam temeller üzerine kurulmuş bir sistem vardı ancak yeterli değildi. Geliştirilmesi gerekiyordu.
Örneğin, benim kuşağım dansçılar, bizler yatılı okullardan konservatuvarlardan geliyorduk, bu kaldırıldı. Anadolu’dan yetenekli gençleri arama zayıfladı, nitelikte de düşmeler oldu. Radikal bir çalışma yapılmalıydı. Böyle giderse yerimizde sayarız ya da daha da zayıflarız. Bizim fabrika ayarlarımıza dönmemiz gerekiyordu.”
Fabrika ayarlarından neyi kastediyordu?
“Muhsin Ertuğrul’ların, Aydın Gün’lerin zamanını düşünün.” Doğrusu benim için bundan muhteşem referans olamazdı.
“İşte bu........© Cumhuriyet
