menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Canım Şükran Soner

46 0
03.09.2026

Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin. Şimdiden seni ne çok özledik, bilemezsin. Ya da bilirsin ve biraz sonra bizlere telefon edip “Sakın üzülmeyin” diye bizleri teselli edeceksin. Çünkü öyle bir yapın vardı. “Şükran ablalığın” bu yapıdan geliyordu, asla yaşından değil.

Dün söz alan herkes senin tüm özelliklerini sıraladı: Ahlakın, dürüstlüğün, etik duruşun, çalışkanlığın, emeğin ve işçi sınıfının sesi olman, örgütlenmeye olan inancın, insan hakları savunuculuğun, sendikal mücadelede öncülüğün, gazetemizin belleği olman, gençlere yol göstericiliğin, alçakgönüllülüğün... Hepsi hepsi gerçeğin ta kendisi. Oğlun Devrim’in o müthiş iki tümcesi hepimiz için bir çağrıydı!

“Üzüldüğüm bir şey var” dedi. “Annem demokratik bir ülkede ölemedi. Ama bu ülkede, daha özgür, daha demokratik bir ülkede yaşamayı becerirsek annem ve onun gibi insanların emekleri de anlam kazanacak.”

İşte canım Şükran, bu tümceler, seninle dün kucaklaşan tüm insanlara, senin savunduğun ilkeler doğrultusunda mücadeleye devam........

© Cumhuriyet