Ben unutmadım. Ya siz?
Bugün 2 Temmuz. Aklımdaki soru şu: “Madımak gerçekten 2 Temmuz 1993’te mi kaldı?”
Bence hayır. Madımak, yalnızca bir otelin, içindekilerle birlikte yakılması değildi. Bir düşüncenin yakılmak istenmesiydi. Laikliğin, sanatın, bilimin, mizahın, sazın, şiirin, tiyatronun, kitabın, yaratıcılığın ateşe verilmesiydi.
Sivas’ta Madımak Oteli’nde önce insanlar yakılmadı. Önce karanlığın, yobazlığın, gericiliğin, kötülüğün, şiddetin emrindeki piyonlar hazırlandı, kışkırtıldı. Önce tiyatro yakıldı, kitaplar yakıldı. Önce Pir Sultan’ın heykeli parçalandı. Çünkü karanlık, önce düşünceden korkar. Sonra düşünceyi üreten insandan... Çünkü bütün karanlık rejimler önce kültüre saldırır. Önce kitabı yakar. Sonra insanı.
Bugün hâlâ kitaplar hedef gösteriliyor. Sanatçılar, örneğin Deniz Göktaş susturulmaya çalışılıyor. Hâlâ oyunlar, skeçler, konser yasaklanıyor. Öğretmenler, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar baskı görüyor. Laiklik kemiriliyor.
Madımak, bir zihniyettir. O zihniyet her fırsatta yeniden alev almaya çalışır. Bizim görevimiz ise yalnız ölenleri anmak değil, o ateşin yeniden yakılmasına izin vermemektir.
GENÇLERE SESLENİYORUM
Bugün 20 yaşındaki gençlerin büyük bölümü Madımak’ı bilmiyor. Onlara sesleniyorum:
“Bu ülkenin geleceğini kuracak gençler... Bilin ki Madımak yalnız geçmiş değildir. Demokrasi,........
