Balım kız, dalım oğul
Ceyhun Atuf Kansu’nun yaptıklarını, bilge kişiliğini, topluma mal olmuşluğunu biliyorsunuzdur ancak bu yazıda sizlere onun içerden, bir Türk ailesi içinden nasıl göründüğünü anlatmak istiyorum.
Çocukluğumda radyo önemli bir kültür öğesiydi. Nevin Uluçam’ın “Dilek Kutusu”yla, arkası yarınlarla, “Mikrofonda Tiyatro”yla, “Çocuk Saati”yle, Kenterlerin “Uğurlugiller”iyle radyoda tanıştım. Ceyhun Atuf Kansuyla da radyoda tanıştım.
Şimdilerde antika sayılan, o zamanlar “Meyhane radyosu” denilen devasa bir radyo vardı evimizde; hışırtılar içinde dinlerdik. Sanırım lise ikinci sınıftaydım, bir pazar akşamı bir bey konuşuyordu radyoda, annem “Bak Üstün bu önemli bir kişidir, doktordur, şairdir, ülkeyi dolaşıp konferanslar verir” dedi. Annem edebiyat öğretmeniydi, dinle diye ısrar etmedi. Sadece konuşmacı hakkında bilgi verdi. Ben de bu bilgiyi ciddiye aldım, o akşamki programı izledim, hoşuma gitti, o günden sonra her hafta izledim. Annemle babam da benimle birlikte izlediler.
Konuşmacı Dr. Ceyhun Atuf Kansu’ydu, söze “Balım kız, dalım oğul” diye başlardı. Görünürde gençlere, aslında her yaştan gence hitap ediyordu. Kansu’nun bu konuşmaları bugün kitap haline getirilmiştir.* 34 basım yapan bu kitapta Anadolu Coğrafyası, Anadolu’nun kırları, şehirleri, son 100 yılda üzerine Cumhuriyet sinmiş kültürü ele alınıyor.
Kansu, radyo konuşmalarında destansı bir tarzda şiirsel bir dil kullanmıştı. Bence sözleri Dede Korkut Destanı’nı hatırlatıyor ama asla onun kopyası değil. Dede Korkut benzeri bir Türk........
