Anayasal haklar, demokratik düzen arayışlarını kırma savaşları...
Günümüz kuşakları, en sevilen müziklerin taş plaklarının dinlendiği yıllarda kasetin iğnesinin takılarak plağın kullanılamaz hale düşürmesinin acısını bilemezler. Ucundan yetişmiş kuşaklardan olarak nasıl üzülüp çaresiz kaldığımızı da bilemeyecekler. İktidarlarının, Cumhurbaşkanlığı kadroları içlerinde, kendileri için panik atak haline dönüştürülmüş korkuların ürünü, yüz yüze kalınan her kaygılı gelişme üzerinden hak arama çabalarına karşı duydukları öfke ile acımasız önlemler peşinden koşmalarının isteriye dönüşmesi kaçınılmaz hallerine, kimi zaman öfkeden çok şaşkınlık içinde karşı çıkıyorlar.
Örneğin başından sonuna hukuksuzluk içinde evinden alınan gazetecinin, sabahın köründe çocuğunun gözleri önünde polis gücü ile yaka paça götürülmesini sorgulamaya kalkışıyorlar. Haksız, hukuksuz tutuklamaya karşı duruş koyabilme yerine, “Çağırsalar zaten ifade vermeye giderdi” anlamında kimi yakınmalara öncelik veriyorlar. İktidarlarının saplantı boyutunda yükselmiş; “Anayasal haklar,........
