menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

189 38
21.01.2026

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi. Ancak bugüne kadar Atatürk rolüne soyunan liderlerin hemen hiçbiri kendi ülkesinin Atatürk’ü olmayı başaramadığı gibi Rıza Pehlevi de bunu başaramadı.

Geçen hafta bu sayfada “İslam Dünyanın Derin Uykusu ve Atatürk” başlıklı yazımda, Kemalist Devrim’in ezilen, sömürülen, geri kalmış dünyayı derinden etkilediğini, ancak İslam dünyasında Atatürk rolüne soyunan liderlerin, ülkelerinin Atatürk’ü olmayı başaramadığını anlatmıştım. Bu hafta da bu konuyu İran özelinde, Rıza Pehlevi ekseninde inceleyeceğim.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye ile İran arasında iyi ilişkiler kurulmaya başlanmakla birlikte 1930’lara kadar Türkiye-İran ilişkileri fazla gelişmedi. Yüzyıllarca devam eden Şii ve Sünni çatışması, İttihat ve Terakki’nin izlediği Pantürkizm politikası, I. Dünya Savaşı sonunda İran’ın Türkiye’nin doğusundaki bazı bölgeleri istemesi, Kürt Aşiret Reisi Simko’nun İran’daki ayaklanması, dört beş yıl Türkiye’yi uğraştıran Ağrı İsyanları ve bitmeyen sınır sorunları ile İranlı muhafazakârların cumhuriyete karşı olması gibi nedenlerle, Türk-İran ilişkileri çok fazla gelişmedi.

22 Nisan 1926’da Türkiye ve İran arasında Dostluk ve Güvenlik Antlaşması imzalandı. Türkiye ve İran bu antlaşmaya ek olarak 15 Haziran 1928’de bir protokol imzaladılar. Ancak buna rağmen 1926, 1927 ve 1930 Ağrı İsyanları Türk-İran ilişkilerinde ciddi bir gerginlik yarattı. Ağrı İsyanlarının ardından Türkiye ve İran arasında 23 Ocak 1932’de “Sınır Hattının Tayinine Dair Antlaşma” ve iki ülkenin problemlerinin çözümüne dair “Uzlaşma, Adli Tesviye ve Hakem Muahedenamesi” imzalandı. İki ülke arasında 5 Kasım 1932’de de Ankara’da, “Türkiye ve İran Arasında Dostluk Muahedenamesi” ve “Güvenlik, Tarafsızlık ve Ekonomi İşbirliği Antlaşması” imzalandı.

2 Ekim 1935’te Cenevre’de, Türkiye, Irak ve İran arasında bir saldırmazlık antlaşması yapıldı. 8 Temmuz 1937’de Türkiye, Irak, İran ve Afganistan arasında Sadabat Paktı imzalandı.

Türkiye’nin, Atatürk’ün önderliğinde emperyalizme karşı elde ettiği zafer ve ardından Atatürk’ün Türkiye’de yaptığı köklü devrimler İran’da Rıza Han tarafından takip edilerek örnek alınmaktaydı.

General Rıza Han, bir darbe sonunda 1925 yılında Şah Ahmet’i tahtan indirip Kaçar hanedanının iktidarına son verdi.

Atatürk’ün Türkiye’de yapmaya başladığı devrimlerden etkilenen Rıza Han, İran’ı ulus devlet haline getirmek için kolları sıvadı. Orduyu modernleştirdi, ekonomik bağımsızlığı sağlamaya çalıştı ve eğitimden hukuka çeşitli alanlarda çağdaş düzenlemeler yaptı.

29 Ekim 1923’te Türkiye’de cumhuriyetin ilan edilmesi, İran’da Rıza Han’ı ve modernleşme yanlılarını çok heyecanlandırdı. Ancak İran mollaları cumhuriyeti “din karşıtı” bir yönetim olarak görüyordu. Sadece muhafazakârlar değil, İngiltere de İran’da cumhuriyetin ilan edilmesine karşı çıkıyordu.

Türkiye 1925’te İran’ın Tahran Büyükelçiliğine Memduh Şevket Esendal’ı atadı. Türkiye, İran’ın cumhuriyete geçmesini istiyordu. Atatürk, Memduh Şevket Esendal aracılığıyla Rıza Han’a cumhuriyeti ilan etmesini önerdi. Ancak Rıza Han, Memduh Şevket Esendal’la görüşmesinde, İngilizlerin İran’da cumhuriyet ilan edilmesine karşı çıktıklarını ve bu nedenle kendileri aleyhinde propagandaya başladıklarını, ayrıca ülke içindeki dini grupların da cumhuriyete karşı olduklarını belirtecekti. (L. Hilal Akgül, “Rıza Han’ın (Rıza Şah Pehlevi) Türkiye Ziyareti”, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları 7, (2012), s.13-14; Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk… Ankara, 2008, s. 416.)

Rıza Han 12 Aralık 1925’te meclis kararıyla İran’da cumhuriyeti değil,........

© Cumhuriyet