II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’
“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)
105 yıl önce bugün, 1 Nisan 1921’de II. İnönü Zaferi kazanıldı. Emperyalist işgalcilere ve yerli işbirlikçilerine karşı kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli zaferlerinden biri durumunda ki II. İnönü Zaferi, Atatürk’ün ifadesiyle “milletin makûs talihini (kötü kaderini) değiştirmiştir.”
15 Mayıs 1919’da emperyalist ülkelerin koruması altında İzmir’i işgal eden Yunan ordularının Ocak 1920’de Anadolu içlerinden Ankara’yı hedef alan saldırıları TBMM’nin yeni kurduğu Türk düzenli orduları tarafından ilk olarak İnönü’de durduruldu. I. İnönü Muharebesi sırasında Türk ordusu iki ateş arasında kalmıştı; bir tarafta işgalci Yunan orduları, diğer tarafta isyancı Ethem kuvvetleri...
Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü anlatıyor:
“6 Ocak’ta Yunan ordusunun Bursa cephesinden ileri harekâta geçtiğini haber aldığımda ben Gediz’de bulunuyordum. (...) Yunan kuvvetlerini İnönü’de karşılayacaktım. (...) 10 Ocak I. İnönü Muharebesi’nin en şiddetli günüdür. Biz cepheye yetiştiğimiz zaman Ankara’dan da peyderpey kuvvetler geliyordu. 9 ve 10 Ocak’ta şiddetli muharebeler yaptık. (...) 10 Ocak’ta düşman direnişi kırıldı, iradesi çöktü, çekildi. Tekrar ve telaşla eski yerine kadar gitti. (...) Bu muharebede, düşman harekâtı ile Ethem hareketi beraber olmuştur. Biz İnönü’de Yunanlarla savaşırken İzzettin Bey Kütahya’da Ethem kuvvetleriyle savaşıyordu. (...) Kütahya’da muharebe üç gün sürmüştür. Nihayet Ethem, cepheyi terk ederek kaçmaya mecbur oldu. (...) Kendisi, kardeşleri ile birlikte Yunanlara iltica etti...” (İnönü, s.230-232)
I.İnönü Zaferi’nin önemli sonuçları oldu. Her şeyden önce bu zafer TBMM’yi güçlendirdi. 20 Ocak 1921’de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye başlayan 1921 Anayasası, 12 Mart 1921’de İstiklal Marşı kabul edildi. Bu zafer, Türklere moral ve özgüven kazandırdı. Yunanları şaşırttı. Yunan ordusuna özgüven kaybettirdi. İtilaf devletlerini telaşlandırdı. Bu nedenle Sevr Antlaşması’nı gözden geçirmek zorunda kaldılar. Bu amaçla Londra Konferansı’nı topladılar. (21 Şubat 1921) Türk-Sovyet yakınlaşmasını hızlandırdı. 16 Mart 1921’de TBMM ile SSCB arasında Moskova Antlaşması imzalandı.
İlk kez İnönü’de düşmanın durdurulması önemliydi, ancak yeterli değildi. İsmet İnönü hatıralarında, I. İnönü Muharebesi’nde ele edilen zaferi, siyasi amaçları sağlayacak kesin bir zafer olarak görmediklerini ve başlayan askeri harekâtın devam edeceğini bildiklerini belirterek, o günlerde “zayıf yerimiz seferberlik yapamamaktı” diyor ve II. İnönü Muharebesi öncesindeki durumu şöyle betimliyor: “Gerek insan, gerek malzeme ve teçhizat bakımından vatan kudretinden istifa edemiyoruz. Savaş yüklerinden memleket o kadar yorgun ki, bu hususta bir teşebbüse geçmek mümkün olmuyor. II. İnönü Muharebesi’ne bu şartlar içinde başladık. Ancak teşkilat yapabildik. Mümkün olan ikmal efradını, depolarda duran silahlardan ne bulabildiysek onları aldık; disiplinli, talim ve terbiyeli bir ordu yapmaya çalıştık. Ocak ayında I. İnönü Muharebesi oldu. Ordu için istirahat imkânı olmadığından aralıksız talim ve terbiye ile uğraşıyoruz.” (İnönü, s. 235)
I.İnönü Muharebesi’nden sonra İtilaf devletleri, Londra Konferansı’nı topladılar. Aslında bu konferans bir tuzaktı. İç isyanların bastırılması, İnönü’de düşmanın durdurulması üzerine İtilaf devletleri Sevr Antlaşması’nı biraz yumuşatarak diplomatik yolla Türkiye’ye kabul ettirmek istiyordu. Ayrıca İsmet İnönü’nün ifadesiyle “Londra Konferansı ile memlekette kesif........
