Hatay'ın Kurtuluşu ve Atatürk'ün Fotoğrafı
“Hatay işlerinde hayırlı neticeler elde edileceğine emin olabilirsiniz. Atatürk’ün reisliği altında yapılan bütün toplantıların hayırla neticelendiğini bilirsiniz!’ (Ali Çetinkaya, Son Posta, 21 Haziran 1938, s.11)
Hatay, 23 Haziran 1939’da Türkiye-Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile yeniden vatan toprağı yapıldı. Ancak Hatay’ın kurtuluşu ve Türkiye’ye bağlanması hiç de kolay olmadı.
Mustafa Kemal Atatürk, “Şahsi davam!” dediği Hatay’ı kurtarabilmek için planlı, programlı, uzun ve sabırlı bir diplomatik mücadele yürüttü. Cumhurbaşkanı Atatürk, son günlerinde, hastalıkla boğuşurken bile Hatay mücadelesini sürdürdü. 19 Mayıs 1938’de kalktı, Mersin’e ve Adana’ya gitti, saatlerce ayakta kaldı; orduları denetledi, yetkililerle görüştü. O yorucu yolculuk hastalığının daha da ilerlemesine neden oldu. Buna karşın o, Hatay mücadelesine devam etti. Öyle ki, 20 Haziran 1938’de Savarona yatında yaklaşık 4,5 saat süren bakanlar kurulu toplantısına başkanlık etti. 21 Haziran 1938 tarihli gazeteler, “Vekiller Heyeti, Hatay için Atatürk’ün başkanlığında toplandı; dört buçuk saat süren toplantıda çok mühim kararlar verildi. Mareşal Fevzi Çakmak’ın da iştirak ettiği toplantıdan sonra Ankara’ya dönen vekiller, ‘Hatay işinde hayırlı neticeler elde edileceğine emin olabilirsiniz’ dediler” diye yazıyordu. Cumhurbaşkanı Atatürk’ün başkanlığında Savarona yatında yapılan 20 Haziran 1938 tarihli o bakanlar kurulu toplantısından bir yıl sonra, 23 Haziran 1939 tarihli Ankara Antlaşması ile Hatay Türkiye’ye bağlanacaktı. Hatay kurtarılacaktı, ancak Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk, başkanlık ettiği o toplantıdan yaklaşık 4,5 ay sonra hayatını kaybedecekti.
1921 ANKARA ANTLAŞMASI VE HATAY
1918-1921 yılları arasında Sancak’da (Hatay) Fransızlarla Türkler arasında çok sayıda çatışma yaşandı. Fransızlar, Türk direnişçileri öldürdü, Türk köylerini yaktı, halk Fransız zulmünden korunmak için dağlara kaçtı.
Fransa ile TBMM hükümeti arasında 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması imzalandı. Fransa, Güney Anadolu’da işgal ettiği yerleri boşaltıp TBMM’ye bırakarak çekildi. Böylece Türkiye-Suriye sınırı çizildi. Ancak Hatay, Fransa mandası altında Suriye’ye kaldı. Fakat TBMM, antlaşmanın 7. maddesiyle ve karşılıklı mektuplarla Hatay’da Türk kültürünün, Türk dilinin ve Türklerin haklarının korunmasını güvenceye alan özel bir yönetim biçimi kurulmasını ve Türklerin İskenderun Limanı’ndan yararlanmasını Fransa’ya kabul ettirdi. Ankara Antlaşması’na karşın, Fransız asker ve sivil memurlar, Hatay’da Türklere çok kötü davrandılar.
15 Mart 1923’te Adana’ya giden Atatürk, kendisini karşılayan Hataylılara, “40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz. Günü gelecek siz de kurtulacaksınız” dedi. (Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, C.II, İstanbul, 1973, s. 554) Atatürk, 1923 yılında verdiği bu sözü hiç unutmayacaktı. Hatay artık onun şahsi meselesiydi.
BAĞIMSIZ HATAY’A DOĞRU
1926’da Fransa, Ankara Antlaşması’na uygun olarak Hatay’da “Özerk İskenderun Sancağı”nı kurdu.
Fransa, II. Dünya Savaşı’nın ufukta göründüğü sırada, 9 Eylül 1936’da Suriye’ye bağımsızlık vermeyi kabul etti. Ancak Fransa İskenderun Sancağı’nı (Hatay’ı) da Suriye’ye bırakıyordu. Bunun üzerine hemen harekete geçen Türkiye Cumhuriyeti, 9 Ekim 1936’da Fransa’ya bir nota verdi. Suriye’ye ve Lübnan’a verilen bağımsızlığın Hatay’a da verilmesini istedi. Fransa ve Türkiye arasında karşılıklı notalar alınıp verildi, sorun çözülemeyince Türkiye, Hatay sorununu Milletler Cemiyeti’ne taşıdı.
Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936 tarihli Meclis konuşmasında Türkiye ve Fransa arasındaki tek ve büyük meselenin Hatay meselesi olduğunu söyledi. “Bu işin gerçeğini bilenler ve hakkı sevenler ilgimizin şiddetini ve samimiyetini iyi anlarlar ve tabii görürler” dedi.
Fransa, 1936 yılı sonunda (14- 15 Kasım 1936’da) yapılacak Suriye genel seçimlerine Hatay halkının da katılmasını istedi. Ancak Hatay Türkleri, Hatay’ın Suriye’ye bağlanmasını kabul etmeyerek Suriye seçimlerini boykot etti. Fransa, Hatay Türklerini zorla seçimlere sokmaya çalıştı. Seçimi boykot eden Türk ileri gelenleri hapsedildi, sürgün edildi. Türklere ateş edildi, yaralananlar, ölenler oldu. Fransız yönetimi........
