Yaz yalan, kış gerçek...
Ağız bedenin doruğundadır; çok rüzgâr aldığından açılıp kapandıkça ya bahara ya fırtınaya yol açan... İçindeki tatmaya, yutkunmaya, konuşmaya yarayan... Kimimizde işlevsiz, kimimizde bir karış olan dille... Ağzından çıkanı kulağı duymayan... Ağzına bir parmak bal çaldığı halkın ağzından lokmasını çalan... Ağzı bozuk ayran budalalarının ağzına bakan ağız kavafları bireysel toplumsal yaşamı altüst ediyor. A
ğız dil birlikteliği yaşamsal değerde. İnsanlar ağzını dilini özgürce kullanabilirse... Laik eğitimin ışığı her sokağı aydınlatırsa... Demokrasi, adalet yurttaşları, zeytinlikleri, can dostları korursa... Toplum tepeden tırnağa ağzına, diline egemen bireylerle varsıllaşırsa diye diye çeyrek yüzyıldır boş kale önünde dönenip duruyoruz. Kendi ağız dil sorunlarının bile ayrımında olmayan siyasetçilerin, gazetecimsilerin, sözde aydınlarla akademisyenlerin çoğu...
Kendini zıpkın gibi milliyetçi, patlamaya hazır havai fişek gibi muhafazakâr görenlerle... Düşsel hanlar hamamlar, büyüme gelişme... Yalandan kim ölmüş... Akşamı sabahı yalanlarla harmanlama tamgaz!
Her gece birbirinin kopyası kanallarda aynı dilli aynı yüzler, aynı “akil”ler. Yalan haberleri, uçuk........
