Orada kimse var mı?
17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu. Çadır, battaniye, lamba gibi gerekli malzemeleri arabaların arkasına atıp koşmuştuk Gölcük’e. Depremzedelerin korku, acı ve yardım isteyen bakışları arasında yardımları dağıtırken biz de gözyaşları içinde dertlerine ortak olmaya çalışıyorduk... Onlar kadar yakından yaşamamış olsak da biz de İstanbul’da şiddetli sarsıntılardan nasibimizi almış korkuyu tatmıştık. Gün kararmaya başlayıp dönüş yoluna geçmeye hazırlanırken yakınımızda bir binada canlı olabilir bilgisi gelmiş, biz de oraya yönelmiştik. 14 yaşlarında bir oğlan çocuğunun -sanırım adı Mert’ti-canlı olabileceği ihtimali üzerinde duruluyordu. Güvenlik koridorunun dışında kalabalık giderek birikiyordu. Bir görevli belirli aralıklarla bize doğru elini kaldırıyor, tüm sesler bir anda kesiliyor ve o da “Orada kimse var mı” diye enkaza doğru sesleniyordu. Neredeyse 1 saate yakın sürdü bu durum. Sonra canlı kimsenin olmadığı söylendi. Yüreğimize koca bir taş çoktan oturmuştu, dağıldık usulca...
27 yıl önce yaşanan, resmi rakamlara göre 20 binin üzerinde insanın yaşamını kaybettiği 17 Ağustos depremi Türkiye’nin “milat” depremi oldu. Yapı stoku, afet yönetimi ve siyaset açısından kırılma noktasıydı. Fay hatları altımızdaydı ama asıl kırılma, yıllardır görmezden........
