Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından
Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor. Bir yanda yapay zekâ çağının eşiğinde, hızla dönüşen bir uygarlık; diğer yanda hâlâ bombaların, sınırların ve kimlik savaşlarının belirlediği bir gerçeklik. Aynı gezegende ama aynı hikâyede değiliz. Bu bayrama da böyle giriyoruz ne yazık ki...
Önceki gün İstanbul Saraçhane’de on binlerce insan bir araya geldi. Bu, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının birinci yılıydı. Aynı zamanda bu süreçte düzenlenen 99. miting.
Kalabalık yalnızca bir siyasi destek gösterisi değildi; aynı zamanda bir duygu halinin dışavurumuydu. Adalet, temsil, irade... Bu kavramların ne anlama geldiği üzerine süren bir tartışmanın meydandaki karşılığıydı.
İmamoğlu’nun gönderdiği mektupta yer alan şu ifade, aslında bu tartışmanın özünü özetliyordu: “Bir yıldır adalet ve demokrasi mücadelesi veriliyor.” Nereye evrilecek? Nasıl evrilecek? Bilinmiyor. Ama bilinen bir şey var: Bu mücadele kolay kolay bitmeyecek.
HABERMAS’IN DÜŞÜNCELERİ
Tam da böyle bir eşikte, birkaç gün önce 96 yaşında hayatını kaybeden Jürgen Habermas’ı hatırlamak gerekiyor. Bu yalnızca büyük bir filozofun kaybı değil, aynı zamanda bir dönemin ve bir düşünme biçiminin geride kalışı. Habermas’ın........
