menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Gelecek Olsun’: Tunç Soyer cezaevi penceresinden dünyaya ve ülkeye bakıyor

91 0
15.03.2026

İntikamcı veya bertaraf edici ruh, şüphesiz ne hukuk ve yasa tanır ne ahlaki siyaset ne gelenek ne ülke geleceği ve demokratik toplum arzusu ne de yargının hukukun doğal işleyişine saygı... Bu ikilemeleri yazının dibine kadar sürdürebilirsiniz.

Ve sonuçta şunu görürsünüz: İktidar benim, hükümet benim, devlet benim, anayasa benim, ülke benim, yargı benim...

Kontrol ettiğim her yerde herkes benim; hepsi benim suretlerimdir.

Önemli olan bu “benim”lerin hiçbirisinin tehlikeye girmemesi.

Muhalefet, muhalefetini bilecek ve muhalefette kalacak.

Buna izin verildiği için de şükredecek. Yoksa “benim”lere göz diken kendi çırasını yakar, bertaraf edilir.

En önemli belirleyici anayasa ve Anayasa Mahkemesi’nin geçerli olup olmadığı konusudur.

Bir alt mahkemenin yargıcı Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorsa ve üstelik adaletin en tepesine terfi ettiriliyorsa; Anayasa Mahkemesi’nin en üst yargı organı olduğu, kararlarının hemen uygulanması gerektiği kabul edilmiyor ve yargının üst organ Yargıtay’ın bilmem kaçıncı şubesi AYM’nin anayasal konumunu kabul etmiyor ve kendisiyle eşit görüyorsa o ülkede her şey olabilir.

Evet, mesela CHP’li belediyelere karşı toptan bir haçlı seferi/savaşı açılabilir.

3 bin 900 sayfalık bir iddianamenin esas sahibi adaletin. Tepesinde........

© Cumhuriyet