Yönetilemeyen halk sağlığı operasyonu - Azmi Yüksel
Kurban Bayramı, milyonlarca hayvanın ülke içinde hareket ettiği, el değiştirdiği, kesildiği ve elde edilen etlerin tüketimini içeren devasa bir süreçtir. Ancak Türkiye’de bu süreç hâlâ “dini vecibe” ve “organizasyon yönetimi” başlıklarına sıkıştırılmakta; işin en kritik boyutu olan halk sağlığı, gıda güvenliği ve çevre sağlığı sistematik biçimde ihmal edilmektedir. Oysa modern veteriner halk sağlığı anlayışı ve tek sağlık yaklaşımı; insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Açık kaynaklardan ulaşılabilen 2025 yılı verileri ve tüketici izdüşümü dikkate alındığında, kurban sürecinin boyutu daha net anlaşılmaktadır: Yaklaşık 3.3 milyon hayvanın kesildiği ve 150 milyar TL’lik bir piyasa hacmine ulaştığı bu süreçte elde edilen binlerce ton etin, paylaşım geleneğiyle birlikte yaklaşık 65 milyon insanın sofrasına ulaştığı düşünülebilir. Bu denli geniş bir kitleyi etkileyen hareketlilik, artık basit bir “bayram pratiği” değil; ulusal ölçekte ve hata payı olmayan bir veteriner halk sağlığı operasyonudur. Ne var ki, halen İstanbul’daki kontrol noktalarında hayvan sevk raporu ya da kulak küpesi bulunmayan kaçak hayvanların yakalanması, bu operasyonun kurumsal kapasite ve denetim gücü bakımından ciddi açıklarla yürütüldüğünü göstermektedir.
KONTROLSÜZ KESİMDE HASTALIK RİSKİ
Süreç “meradan sofraya” başlar, ama Türkiye’de çoğu zaman “belgesiz nakil-kontrolsüz pazardenetimsiz kesim-rastgele atık” zincirine dönüşür. Hayvanların........
