Beş şehir!
Demokrasinin, milli iradenin, siyasetin ne durumda olduğunu anlatmak için Türkiye’nin beş büyük şehrindeki tabloya bakmak yeterli.
İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana...
Beş şehir deyince akla elbette ilk Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u anlattığı eseri gelir. Tanpınar’ı selamlayıp günümüze gelelim.
Cumhuriyet tarihimizde ilk kez, kentlerin yerel seçimi kazanan başkanlar değil, genel iktidarın belirlediği kişiler tarafından yönetilmesinin ciddi bir siyaset olarak belirlendiğini görüyoruz.
Bunun başta bu yolu seçenler olmak üzere kimseye faydası yok.
En büyük şehir İstanbul’dan başlayalım. Şu tartışma neredeyse olağan hale geldi:
AKP İstanbul’u almak için düğmeye bastı mı?
Seçim mi var? Yerel seçimler öne alınacak da AKP’nin İstanbul’da göstereceği aday İmamoğlu’na fark mı atacak?
Yooo. Belediye başkanlığını almak için seçim şart mı? İş İmamoğlu’na seçim yasağı getirmeye, belediye meclisi dengesini üçlü operasyonla değiştirmeye bakar. Üç operasyon dediğimiz; kelepçe, rozet, gizli oy verdirme! Üsküdar modeli!
İmamoğlu’na siyasi yasak için “ahmak”, “basitlik”, “nezaketsizlik” davaları sıralı duruyor. En son Tuzla’da dönemin AKP’li belediye başkanına........
