Eskimeyen, eksilmeyen...
Bildik atasözlerindendir; “Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı.” Genellikle insanların eskiyenin yerine, yeniyi tercih ettiklerini anlatmak için kullanılır. Son haftaların tartışması iktidarın “yeni Türkiye” vurgusu olunca, haliyle bu söz insanın aklına geliveriyor. Artık kullanılamayacak kadar bozulmuş bir eşya, mal açısından “yeni” kavramı kuşkusuz önemli. Tabii burada eskinin yerine “yeni” olarak neyin konulacağı konusu kritik. Felsefeden teknolojiye eski olmadan yeniye geçme gibi bir durum da pek olası değil, genellikle atılımların arasında bilgi birikimi saklıdır. Hele bir de konu ülkenin kurucu değerleri, evrensel demokrasi ve hukuk ilkelerine bağlılık olunca bu eski/yeni kavramını bir değil, milyon kez durup düşünmek gerekiyor. Ne de olsa “Demokrasi bir tramvaydır, zamanı gelince ineriz” düşüncesinin yanlışlığı eski, yeni fark etmiyor.
Atatürk liderliğinde, sadece coğrafyasında değil, dünyada saygınlık uyandıracak şekilde ilerici, aydınlıkçı bir bakış açısıyla 1923’te kurulan ülkemiz, zaman içinde gerici zihniyetlerden ikinci cumhuriyetçilere, demokratik yönetim hedefini iktidar için baltalamaya çabalayanlardan ülkeyi bölme heveslilerine dek pek çok kez “eski/yeni” tartışmasına girdi. Yani bu topraklar her “yeni”nin iyi olmayacağını bilecek yüz yıllık tarihsel tecrübeye........
© Cumhuriyet
