menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vay canına sinema politikadan uzak durmalıymış

57 66
22.02.2026

Sevgili okurlarım, bugün biraz yamalı bohça yapmaya karar verdim. Özlemişim. Sinemacı yeğenim Alican Durbaş’la aramızda hep bir tartışma konusu vardır. O pek çok kısa filmiyle festivallerde dolaştı, bu yıl da ilk uzun filmi Lo-Fi, 45’inci İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde gösterilecek. Geçmişte Kadıköy Belediyesi’nin desteklediği ve 10 yıl devam eden kısa film atölyelerimde, bir senaryosunu sekiz defa yeniden yazdırdığım için mi bilmem beni kızdırmayı çok sever. Ben geçmişin hikâye anlatan ve dünyada yaşanan tüm haksızlıklardan söz eden filmlerini severim, o ise benim 68’li olmama hürmet ederek “Artık yeni bir sinema var teyze” der.

Geçenlerde telefon etti, gülerek “Bak teyze, Wim Wenders bile sinema politikadan uzak durmalıdır demiş” müjdesini verdi. Ünlü Alman yönetmen Wim Wenders bu yıl 76’ncısı yapılan Berlin Uluslararası Film Festivali’nin seçici jüri başkanı. Açılış konuşması ardından bir gazetecinin “Gazze’deki İsrail soykırımına ve Almanya’nın sessiz desteğine karşı ne yapacaksınız?” diye sormuş. O da bu kısa cevabı vermiş: “Sinema politikadan uzak durmalıdır.” Hadi be, sen bu sözleri söylerken bile politika yapıyorsun, yaptığın filmleri de mi unuttun? Yaşıtın sinemacıların, örneğin rahmetli İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci’nin insanlık tarihini dört saat süresince bir destan gibi anlatan 1900 filmini ya da belki de gizlice kıskandığın rahmetli Fellini’nin Amarcord (Hatırlıyorum) filmini de mi unuttun?

Ne varsa kadınlarda var. Festivalde Tunuslu bir kadın yönetmen Kaouther Ben Hania’i........

© Cumhuriyet