menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kanada Tutmadı, Grönland’a Bakıyorlar

40 17
26.01.2026

Bu hikâyeyi “jeopolitik” diye okumak kolay: Haritalar, üsler, rotalar, güvenlik… Hepsi yerli yerinde duruyor. Ama biraz yakından bakınca asıl dilin başka bir yerden geldiği görülüyor: Kapitalizmin dili. Dünyayı bir pazar, ülkeleri birer ürün, sınırları da gerektiğinde yeniden etiketlenebilecek çizgiler gibi gören dil.

Trump’ın Kanada ve Grönland hattında kurduğu cümleler, dış politikanın değil; satış stratejisinin cümleleri. Kanada “yakın tedarikçi”, Grönland “soğuk depo”. Birinde fiyat kırarsın, diğerinde stok tutarsın. İlk bakışta gülünç; ama omurgası sert: Piyasa mantığının devlet aklına, oradan da haritanın en ücra köşelerine kadar sızması.

Kapitalizm doymaz; yön değiştirir. Doygunluğa ulaştığında yeni bir “büyüme alanı” icat eder. Kârın ritmi yavaşladığında hız arar. Üretim yetmediğinde borç üretir; borç yetmediğinde kriz, kriz yetmediğinde tehdit… Sonunda hep aynı yere varır: Genişleme. Yeni pazar, yeni kaynak, yeni rota, yeni alan. Eski hikâye; güncellenen yalnızca kelimeler.

Bu gözle bakınca Kanada, “komşuluk” meselesi olmaktan çıkar; “hizalama”ya dönüşür. Yakındaki ülkeye, bir şirketin taşeronuna davranır gibi davranmak… “Kurallarıma uymazsan maliyetin artar.” Müttefiklik bir değer değil, sözleşme maddesidir; gerektiğinde tek taraflı güncellenebilir. Dil de buna göre şekillenir: kısa, sert, piyasacı. Tarife, yaptırım, baskı… Devletler arası ilişki, bir anda fiyatlandırma rejimi gibi işlemeye başlar.

İşin ironisi burada: Kapitalizm her şeyi rasyonel gösterir. Tehdit bile rasyoneldir; çünkü “maliyet–fayda” tablosuna yazılır. İnsan o tabloda satır arasıdır. İşçi, tüketici, çiftçi, ihracatçı… Hepsi kalem. Oysa gerçek hayatta her kalemin bir evi, sofrası, yarını vardır. Bir tarifeyi ekranda görmek bir an sürer; o tarifenin gündelik........

© Cumhuriyet