menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zamanın ruhu

13 29
13.02.2026

Arayışın sonu yok. Gene de bir yerde durmalı insan. Durmalı ve bakmalı gökyüzüne, ağaçlara, dağlara, ovalara... Bulutların rengine dönüşünceye dek gözlerini ayırmamalı, her birine verebileceği anlamı düşünmeli sonra. Devam edecekse de yoluna öyle yol almalı, gitmeli.

İçinizde Don Quijote’un hevesi, gönlünüzde Kolomb’un merakı, bilincinizde Spinoza’nın ışığı olmalı.

Araya düşen gölgelerden uzaklaşmalısınız. Kendi sözünüzü bulmak, katedralinizi inşa edebilmek için yapmanız gerekendir bu.

Günü güne kavuşturan sözlerin ırmağından geçeceğinizi bilseniz de öncelikle ağartılı bir zamanın dervişi olmanın sabrını öğrenmelisiniz. Çünkü insan, kendi sözünün taşlarını tek tek üst üste koymadan ne kendine ait bir katedral kurabilir ne de başkasının göğünde yankılanacak bir ses olabilir.

Yaban dilin tellallarına meyleden bakışın berisinde dursanız da korkularınıza payanda aramamalısınız.

Kendinde olan söz’e açık tutmalısınız kapılarınızı.

Şimdi, sen de “Korkarsam mahvoldum demektir” sözünü unutmuyorsun anlatıcının.

Kendi çölünde yaşayanlar öyledir.

Oradan öğrenirler her bir şeyi, sonra alıp taşırlar yeryüzüne.

Bir söz döneniyor zihninde:

“Çünkü Don Quijote’un işi, Tanrı’nın bıraktığı yerden başlar.”

Öyle demiyor muydu bir başka anlatıcı da:

“Trajik dram bize akıl, düzen ve adaletin sınırlarının müthiş bir şekilde kısıtlanmış olduğunu ve bilim ya da teknik kaynaklarımızdaki hiçbir gelişmenin bu durumu değiştiremeyeceğini anlatır. İnsan içte ve dışta dünyanın bir ‘ötekiliği’dir.” (*)

Kuşkusuz Don Quijote olmak gerekiyor, tabularla savaşmak için, çünkü o........

© Cumhuriyet