Petrol ve onur
Bugün Ortadoğu’da olanları anlamak için zamanında Musaddık’ın İran’da yazdığı hikâyeyi bilmek önemlidir. Onun ülkesindeki bürokratik görevleri ve üstlendiği siyasi misyonun, günümüz İran’ının gerçeğini anlamada kılavuz niteliği taşıdığını söylemek gerekir. Çünkü Musaddık’ın hikâyesine dönmek, yalnız petrolün değil, bir ulusun onurunun da nasıl hedefe konduğunu görmek bakımından ders niteliğindedir.
1951’de dönemin başbakanı Razmara bir suikast sonucu öldürüldüğünde, Musaddık’a başbakanlık yolu açılır. Gelinen noktada, adım adım oluşturulan “Milli Cephe”, Musaddık’ın bu göreve şah tarafından getirilmesinde etkili olur. Onun devlet yönetimindeki deneyimi, yurtseverliği ve İngiltere’nin işlettiği Abadan petrol rafinerisini millileştirmesi, onu öne çıkarırken bir yandan da onun için sonun başlangıcı olur. Çünkü bunu hazmedemeyen İngiltere, çare olarak Musaddık’ı iktidardan uzaklaştırma hamlesine yönelir.
Bu manada İngilitere’nin ilk adımı, onun iktidarını istikrarsızlaştırmak olmuştur ve bunun için vakit kaybetmeden kampanyalar başlatır. Amaç, kontrolü ele geçirmektir. Elbette Musaddık anlaşmaya yanaşmaz ve onurlu bir duruş sergileyerek ülkesinin ana kaynağını savunur. Bu noktada Musaddık’ın, ülkesi için her türlü riski aldığını söylemek gerekir.
Ülkeye emperyal güçler tarafından uygulanan ilk ambargo da o sırada gelir ama Musaddık, Batılıların bu tavrına, onurlu mücadelesiyle karşılık verir.
Gerçekten de Musaddık’ın duruşu, ulusal bağımsızlık sembolü olacak niteliktedir. İnatçıdır, kararlıdır; ülkesinin çıkarlarını sonuna kadar savunma bilincindedir.
Bu bağlamda Musaddık’ın savunduğu şeyin, yalnız bir rafinerinin mülkiyeti değil; ülkenin kaderini kendi iradesiyle belirleme hakkı olduğunu net bir şekilde ifade etmek gerekir.
Fawas A. Gerges, Musaddık’ın bu kararlı duruşunu şöyle değerlendirir:
“Musaddık, bazen saflığa varan kronik bir idealizmden muzdaripti; İran'ın jeopolitik çıkmazını görmezden gelmesi ise sonunda kendi sonunu getirecekti.” (*)
İngiltere’nin her türlü hamlesi karşısında Musaddık, yardım için ABD’ye başvurur. Öyle ki ABD’ye giderek başkan ve diğer yetkililerle görüşür. Ancak Truman yönetimi bunu bir “güçsüzlük”, hatta “acizlik” olarak değerlendirerek İngiltere’nin yanında yer alır. Musaddık, Güvenlik Konseyi’nde ülkesinin........
