menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğudaki Doğu

26 0
24.04.2026

Doğu uzaktır her zaman. İçinde yaşasanız da yakınında olsanız da sizi hep başka diyarlara taşır. Durduğunuz yerin de ötesine geçersiniz düşte, düşüncede. İşte o anda bir sonsuzluk duygusu sarar sizi.

Hayali bir ülke özlemindense, sizi size anlatan bir yerin gerçeğine döndürür sizi doğu. Hatta bazıları durduğu yerin doğusu neresi ise ilkin oraya bakar. Çünkü doğu, yalnızca haritada gösterilen bir yön değil, insanın içinde taşıdığı, kimi zaman özlemle kimi zaman hüzünle yokladığı bir bellek yarığıdır.

Doğunun benim bahsettiğim yeryüzü koordinatlarını karşılayan bölgesinin kişiye göre adı değişse de benim doğu ile kastettiğim bölge belli ve şunca yıl dünyanın ve ülkemin dört bir yanını gezen biri olarak, içinden çıktığım o Doğu ile yaşadığım zamanın Doğu’su arasında bugün örtük bir yalnızlık, bir sarih kopuş, bir anlayamama durumu ve uzaklığın olduğunu gözlemliyorum; dahası bir de “günah”ın...

Geçenlerde kahvede söze durduğumuz Ercişlinin bana söylediği: “Barbarlar ellerini çeksin üzerimizden, biz bir arada yaşamasını biliriz” sözü, nasıl bir Doğu’da yaşadığımızı tekrar hatırlattı bana.

Bu nasıl bir yüzleşmeydi? Tanıma mı, keşif mi, hatırlama mı, öğrenme mi yoksa o sıraladıklarımıza gerçekçi bir tanıklık mı?

Ercişlinin bana ikinci sözü şuydu:

“Misafirim ol, bu gece bende kal, koyun kesip ağırlayayım seni. Kürtlerin nasıl misafirperver olduklarını görsün el âlem.”

Sözü inciden de zarif olan bu adam, bir burukluk, bir o kadar da öfke taşıyordu.

İkram ettikleri çayı, onların usulüyle (kıtlama) içerken: “Siz de Doğulusunuz anlaşılan, neresindensiniz?” sorusu, belki de bir buluşma noktasıydı. Elli yıl gibi uzun bir süredir Batı’da yaşamış birinin Doğuluya has ritüeli gözden kaçmıyordu demek ki.

Ama içimdeki uzaklık ve o kaygıya benzer duygu, Doğu’yu anlamamaktan değildi; Doğuluları birbirine düşürme çabasındandı. “Eğitimsiz, cahil, yoksul” olarak nitelendirilen Doğulu ne aymaz ne duyarsızdı. İnsandı; bilen, anlayan, gören, kavrayandı; “Barbarlar ellerini çeksin üzerimizden” diyebilendi.

Kahvede duyduğum o söz, devletin ve siyasetin kalın perdesinin arkasında kalmış sade bir hakikati getirip önüme koymuştu adeta.........

© Cumhuriyet