Zirveden geriye kalanlar
NATO’nun Ankara zirvesi geldi, yüzlerce tutuklunun üzerinden geçerek gitti. Geriye ne kaldı? NATO’nun, Batı merkezli emperyalist sistemin, Çin gibi yükselen güçlere, BRICS grubunun kendi çıkarını koruma çabalarına karşı küresel savunma/önleyici saldırı aracına dönüşme süreci hızlandı. Avrupa ile Batı’nın “lideri” ABD arasında açılan çatlak genişlemeye devam etti. Trump yönetiminin, istikrarsız, güvenilmez bir liderlik sergilediğine ilişkin algılar güçlendi. Türkiye’nin dış bağımlılığının arttığına, ulusal egemenlik iddialarının içinin biraz daha boşaldığına ilişkin kaygılar da...
NATO’nun, 1990’ların başından bu yana sık sık kendini gösteren “alan dışına çıkma” eğilimi, “NATO 3.0” içinde kurumsallaşmaya başladı. Ankara toplantısında ABD’nin NATO’yu Transatlantik sahnesinin dışında kullanma amacı daha da belirginleşti.
NATO Genel Sekreteri Mark -İran’a saldırı mutlak olarak gerekliydi- Rutte, Çin’i uzun vadeli tehdit olarak kodluyor, Hint-Pasifik’i Avro-Atlantik güvenliğinin uzantısı olarak gördüklerini vurguluyor. Sözde bir “Rusya-Çin-Kuzey Kore-İran” bloku üzerinden yeni bir NATO söylemi gelişiyor. NATO’nun pasifik havzasında bu “bloklaşmaya” karşı kurulan Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore işbirliğini betimleyen IP4 ortaklığı da bir üyelik anlamına gelmese de o yönde kurumsallaşmaya işaret ediyor. Trump’ın sürekli NATO’yu “Bize yardıma gelmiyorlar”........
