Pentagon’da ‘gleichschaltung’
ABD’de Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın tam ortasında, Pentagon’da büyük çaplı bir tasfiye gerçekleştiriyor. Birçok terfi de ırk, din, cinsiyet temelinde dondurulmuş. Bunlar sıradan gelişmeler değil.
Modern demokrasilerde sivil otoritenin ordu üzerinde anayasal çerçevede denetim kurması elbette meşrudur. Ancak askeri komuta kademesindeki ani, keyfi tasfiyeler özellikle savaş veya jeopolitik gerilim dönemlerinde farklı bir anlam kazanabilir. Çünkü bu tür hamleler yalnızca komuta zincirini değil, ordunun kurumsal özerkliği ile siyasal iktidar arasındaki dengeyi de etkiler.
“Süreç olarak faşizm” kavramı bu tür gelişmeleri anlamaya yardımcı olabilir: Bu süreçte faşist hareket oluşur, örgütlenir, seçimlerle ya da bir darbeyle devlete erişir, burada edindiği kapasite ile devleti, toplumu hatta egemen duyarlılıkları adım adım değiştirerek ilerler.
Faşist hareket ve kadroları devlete eriştiklerinde, ilk hedeflerinden biri bürokrasiyle güvenlik aygıtıdır. Çünkü devletin şiddet uygulama kapasitesi, siyasal bir projenin, dolayısıyla da faşizmin en kritik dayanaklarından biridir. Bu noktada “gleichschaltung” (kurumların hizaya getirilmesi) kavramını anımsayabiliriz. Adolf Hitler iktidara geldikten sonra 1933-34 yıllarında devleti, toplumu Nazi ideolojisine göre dönüştürmek için “gleichschaltung” politikası uyguladı. Bürokrasi “temizlendi”; üniversiteler, eğitim, kültür........
