menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir ‘kurucu olay’ üzerine notlar

66 0
20.07.2026

Tartışmalar çoğu kez 15 Temmuz gecesinde yaşananlara, aktörlerin polisiye dökümüne, gerçekti-kurguydu ikilemine sıkışıyor. Bugün ülkeyi yöneten kadro, dayandığı toplumsal hareket, o gece yaşananların “şeylerin durumunu değiştiren” bir “kurucu olay” olduğuna inanıyor, bu inancı topluma dayatıyor, dirençle karşılaşınca da hırçınlaşıyor. Bu nedenle, “olayın” kurduğu şey üzerinde düşünmek daha önemli. Düşünmeye başlayınca da kurulan şeyin, devletin yönetim biçiminin, kurumlararası güç dengesinin, karar alma mekanizmalarının, meşruiyet kaynaklarının kalıcı olarak başkalaştığı, özgün bir rejim inşasına ilişkin olduğunu anlıyoruz.  

Bu “olay”, Gramsci’nin hegemonya kuramı, “pasif devrim” paradigması merceğinden bakıldığında, salt bir kopuş değil aynı zamanda bir süreklilik de sergiliyor. 2002- 2015 dönemi, siyasal İslamın, “bir restorasyon” projesi bağlamında şekillenmiş “pasif devrim” süreci içinde devlet aygıtında kurumsal mevziler kazandığı; sivil toplum, medya, eğitim ve bürokraside yavaş ama derinden bir rıza imalatı yürüttüğü klasik bir “mevzi savaşı” evresiydi. “15 Temmuz” bu süreci bir “cephe savaşı” aşamasına sıçrattı; devlet içi tarafların çatışmasının galibi, elde ettiği merkezileşmiş yürütme gücüyle, “mevzi savaşı” taktiğine dönerek günümüze uzanan yeni bir rejim inşa-kuruluş süreci başlattı.

Bu rejim bugün artık büyük........

© Cumhuriyet