Eylem Şafak Aydın için...
Son zamanlarda, yangınlardan çıkıp depremlere, depremlerden kurtulup yangınlara taşınan hayatlarımız yalnızca “trajedi” sözcüğüyle örtüşüyor. TDK’ye göre anlamı, “çok üzücü ağlatı” olan bu sözcüğün içinde debelenirken yaşayıp görüklerimiz bize talihin vahim biçimde tersine döndüğü koşulları, evrensel düzenin ihlalini, dehşet verici ve sersemleten sonları, felaketle iç içe geçen akıl dışılığın insana ettiklerini söylüyor. Sözcük kendi anlamından çok daha derinini ve büyüğünü ifade ediyor bizler için. Çünkü hayatlarımız, bu ülkede pamuk ipliğine bağlı. Rantseverler ve çıkarseverlerin aşırılıklarına, akıldışılıklarına kurban edildik. Trajik olana kapılmamız kör bir karanlığa hapsedildikten sonra başladı. Halkımız, bu baht dönüşünün iktidarlar ve onların sunduğu bataklıkların içinden geçerken fark edemedi. Uyaranlara kulağını kapadı. Anladığında ise sadece yıkıntıların arasında mezarsız ölülerin çığlıklarına kurban edilen hayatlar kalmıştı. Kalanlar, molozların arasında her gün daha fazla yitip gitti. Bu acıların karşısında Antik Yunan tragedya yazarları bile isyan ederdi. Onların şiirlerindeki toplumun dengesini altüst eden insana ait zaaflar sıradan kaldı yaşadıklarımızın yanında. Ancak isyan yerine tevekkül etmek tercih edildi. Yeniden hayatın sonsuz sancısı içindeki sıradanlığa kapıldı insanlarımız.
Bir kış günü, Hatay depreminde hayatını yitiren Eylem’i toprağa vermek için çıktık yola. Eylem, babası........
© Cumhuriyet
