Yardakçı
Yardakçı, kendi gücü olmadığı halde güçlü olana yanaşarak onun iktidarını, zulmünü, işgalini, ihanetini veya yanlışlarını meşrulaştıran kişidir. Yani ona yol açan, yolculuğunda değnek olan kişidir. Tarih, nice yardakçılar gördü. İşgalciler, sömürgeciler dışarıdandır. Ama yardakçıların hemen hepsi insanların, toplumların kendinden sandıkları, bildikleri arasından çıkar. Truva atını armağan olarak alırsan, gece uykunda şehrini tutuşturanları da sinene kabul etmiş olursun.
Düşmanın sinsiliği bile belirgindir. Karşısında az ya da çok hazırlık şansı, olasılığı verir. Ancak içerideki düşmanın sinsiliği perdelidir, sislidir. Seninle aynı dili konuştuğunu zannedersin ama ezici otoritenin dilini konuşur. Seninle aynı yolda zannedersin, ancak onun yolu güçlülerin acımasız yoludur.
Vatani bağları ya da hassasiyetleri olmayan diktatörler; kendi iktidarlarını, otoritelerini sağlamlaştırmak üzere yardakçılardan had safhada yararlanır. Buna bir de içerideki düşmanın, yardakçının şahsi garezi ve ihtirası eklenirse… Amacı çoğunlukla bölmek, irade delmek, muhalefeti ve direnci yıkmak, sonunda iktidar sahibiyle birlikte karşıtlarını tamamen yok etmektir.
Çoktan kaybetmişsindir bütün seçimleri, girdiğin yarışları ama nedeni sandıklar ya da bitiş kurdelalarına ulaşma hızın değildir. Aslında hiçbir seçime, yarışa girmemiş olmandır. Çünkü güvendiklerin, kendinden sandıkların aslında hep karşı takıma çalışmıştır; hiç yanında olmamıştır.
“Diktatör” diktatörlüğünü, “sömürgeci” sömürme iştahını, “zorbalar” zulüm yöntemlerini, “düşman” hasmane niyetini, “dış mihraklar” hedeflerini söylemleriyle, eylemleriyle açıkça sergilerken, “yardakçılar” onların tarafında durduklarını, sistemin devamına çalıştıklarını,........
