Silivri’de ‘déjà vu’ yaşıyoruz
İBB davaları kaçınılmaz şekilde insana déjà vu yaşatıyor. Silivri’de iddiaları ve müdafaaları dinlerken 2009’a dönüyorum; Ergenekon davasında Perinçek, Balbay, Tuncay Özkan’ın veya Balyoz davasında değerli komutanlarımızın savunmalarını dinliyorum. Ekrem İmamoğlu her gün bütün sorumluluğuyla geliyor, hukuki söz hakkını kullanarak daire başkanları, genel müdürler, belediye başkan yardımcılarına kendisi sorular yöneltiyor, olaylara açıklayıcı ek izahatlar veriyor: “Önemli bir şehrin nizamı açısından Ali Rıza Bey’e 3-4 sorum olacak. Aramızda İBB veya Bakırköy Meclisi’nde Ekrem İmamoğlu olarak meşru veya gayrimeşru, ahlaki veya gayri ahlaki herhangi bir baskı olmuş mudur?” (Yanıt: Hayır) “İBB meclis üyelerine bir talimat zinciri olduğundan söz ediliyor, böyle bir talimat zinciri olmuş mudur ve size hiçbir talimat veya baskı olmadı mı?” (Yanıt: Kesinlikle olmamıştır). Sonraki sorular bir İBB müdürünün, Ali Rıza Akyüz’ün bir iş insanı Seyfi Beyaz’a “Siz geleceğin cumhurbaşkanı ile aranız kötü olsun mu istiyorsunuz?” diyerek baskı yaptığı iddiası... Bu sözler de havada kalıyor, bir yere bağlanamıyor. İmamoğlu, “Bütün ifadeler değiştirilerek her şey Ekrem’e bağlanmaya çalışılıyor” diyor! Ama işin en ilginç tarafı, 19 Mart’ta İmamoğlu’na karşı yapılan operasyon sonrası iktidara yakın medyada haber olarak yer alan iddiaların büyük kısmının iddianamede ya da ifadelerde olmaması! Yandaş gazetelerde bunlar tedavüle sokulduktan sonra bazı ifadelere dahil ediliyor ya da ifadeye bir şekilde eklenip ardından basına servis edilen durumlar da var. Referans dayanağı doğrudan basın! Bu bana neyi hatırlatıyor? Fenerbahçe’ye karşı FETÖ operasyonu yapıldığında, rakip kulüplerin taraftarlarının UEFA’ya yolladıkları şikâyetler ve FETÖ gazetelerinde çıkan haberler, Fenerbahçe aleyhine sözde “kanıtlar” olarak kullanıldı. Hem mahkeme hem UEFA nezdinde! Herhangi bir yerde “yayımlanmış” iftira, delil ve referans haline gelebiliyor. İmamoğlu ayrıca bu davada savcıların yalnız sanıklar aleyhine olan delilleri topladıklarını, rüşvet ve irtikapla bu şekilde yargılandıklarını söylüyor. “Ama ortada delil........
