Bir şampiyonluğun ardından
Futbola hiç yakınlık duymadım. Aslında dedemlerin Maçka’daki ahşap konağında, o geniş aile ortamında futbol önemli konulardan biriydi ve ailenin erkekleri farklı farklı takımları tutarlardı. Anne tarafımda Sinan dayım (Güzaltan) hem tam bir Beşiktaşlıydı hem de kulüp üyesiydi. Küçük dayım Engin Güzaltan ise fanatik bir Fenerbahçe taraftarıydı. Fenerbahçe maç kaybettiğinde hastalandığını hatırlarım. Baba tarafımda ise amcam Müfit Mesci Fenerbahçe’de bir dönem kalecilik yaptığı gibi, kulüpte de divan başkanlığı gibi görevler üstlenmişti. Babam Muammer Mesci ise Galatasaray Liseli, dolayısıyla da Galatasaraylıydı. Futbolla olan en yakın ilgimi de o kurmuş, beni alıp İnönü Stadı’nda bir Galatasaray maçına götürmüştü. İnsanların bağırtısından, çağırtısından, tezahürat gürültüsünden nasıl ürkmüşsem, o maç benim için ilk ve son oldu desem yeridir. Bir daha da futbol maçı izlemedim diyebilirim. Olsa olsa birkaç kere sevdiğim insanlara göz ucuyla eşlik etmişimdir.
Buna karşılık, kadın voleybol milli takımımızın maçlarını seyretmeyi seviyorum. En son Milletler Ligi’nde birbirinden güçlü rakipleri devirerek kazandıkları şampiyonluk hem çok gururlandırdı beni hem de Cumhuriyetin kurucu felsefesinde kadına verilen öncelikli yerin ne........
