Daha Az Şiddet, Daha Çok Hayat
1990’da Dünya Kupası finalleri İtalya’da yapılıyordu ve dizinin kahramanı Veronica Castro, milli takımını desteklemek için Roma’ya gelecekti. Heyecanla, Yabancı Basın Birliği’nin o zamanki başkanı Meksikalı Valentina Alazraki ye gittim. Yalvar yakar, Veronica Castro’dan randevu koparmasını istedim; Türkiye’de Zenginler de Ağlar’ın reyting rekorları kırdığını hatırlattım.Gece Valentina telefon etti. Jet lag yüzünden uyuyamayan Veronica Castro, otelde İtalyan medyasına röportajlar veriyordu. “Saat 04.00’te otelde ol, adın listede” dedi.
Ve karşımda Veronica Castro… Nefis menekşe rengi gözlere sahipti. Boyu ise Elizabeth Taylor gibi kısa, yaklaşık 1.55 metreydi. Ama güzel mi güzel… Topu topu 5-6 dakika süren bir söyleşi. 2-3 kare de birlikte fotoğraf.
Çalıştığım gazete bu röportajı manşetten vermişti. Veronica Castro, “soap opera” olarak bilinen, romantik olduğu kadar hüzünlü ama mutlu sonla biten pembe dizilerin tam bir kraliçesiydi.
Bu arada Veronica Castro’yu tekrar anımsamak hoş bir seda oldu.
Tabii bu arada bir de Brezilya dizisi Köle İsaura vardı. Baronun kölesine yaptığı zulümler seyircileri çıldırtırdı.
Sonra bu Latin Amerika dizileri, bizim dizi sektörüne ilham verdi. Öyle ki şu anda dünya birincisiyiz.
Ferhunde Hanımlar, Unutma Beni, Asmalı Konak, Aşk-ı Memnu, Öyle Bir Geçer ki Zaman, İkinci Bahar gibi salon kurguları ve romantizm derken, yavaş yavaş şiddet, korku ve silah devri başladı. Mafya babaları ve orduları ekranları kapladı; “dan dan” sesleri evlerde yankılandı.
Polisiye dizi denince akla ilk gelen Rıza Baba ve ekibi oldu. Arka Sokaklar güncel asayiş olaylarını işliyordu. Polislerin zorunlu silah kullanması makul karşılanıyordu. Ancak kötü adam dizilerindeki ulu orta silah sesleri belki de........
