"Doggy Bag" (Köpekçik Çantası) Kavramı Süratle Yayılıyor
Boston’da misafirdik. Üstelik bizi yemeğe davet edenlerin maddi durumu oldukça iyiydi. Hesap ödenirken garson, tabakta kalan yemekler için “Doggy bag ister misiniz?” diye sordu. Önce anlamadık. Biraz sonra masaya dört poşet geldi. Bunların yemeklerimizin artıkları olduğu söylendi. Haliyle dört poşet de ev sahibine verildi.
Bu durum bize oldukça anlamsız geldi. Çünkü o dönem İtalya’da yaşıyorduk ve böyle bir gelenek yoktu. Zaten İtalyanlar tabaklarını adeta silip süpürürler. Eğer küçük bir parça kalırsa, tabağın kenarında bırakır ve çatal ile bıçağı yan yana koyarlar. Bu, “yemeğim bitti” anlamına gelir. Kısacası İtalyan, hatta genel olarak Akdeniz mutfağında, kalan yemeği eve götürmek ayıp sayılır. Yıllarca İtalya’da yaşamama rağmen ben de bu yola hiç başvurmadım.
Los Angeles’ta çok ünlü bir yapımcıyla yemeğe gittik. Masayı adeta Türk usulü donattı. Hesap, gördüğüm kadarıyla yaklaşık 750 dolar civarındaydı. Ancak yapımcı, tabağında kalanları bırakmak bir yana, benim şaşkın bakışlarım arasında, yarım kalan içkisini bile “doggy bag” yaptırdı.
Bunu daha sonra Amerika’da yaşayan akrabalarımla tartıştım.
Sonunda galiba hak verdim. Çünkü aslında “köpekçik için” alınan bu geriye kalanlar, götürülmese çoğu çöpe gidecek. Oysa artık kutu dediğimiz bu paketler, ev hayvanlarından çok insanlar tarafından tüketiliyor. Yeter ki buzdolabında uygun şekilde saklansın.
İtalya’da hala ayıp sayılan bu geleneğe, Türkiye’ye döndükten sonra yavaş yavaş alıştım. Buna alışmamın en önemli nedenlerinden........
